Ulan deli çocuk! Biz de sanıyoruz ki o eski tozlu sayfaların arasında bir hayale yanıyorsun! Meğer sen o hareketli ritimlerin arkasındaki o gizli hüzne tutulmuşsun. Bir deliye de böyle imkansız, böyle sahne ışıkları altında bir sevda yakışırdı zaten. Çal o zaman oradan bir şarkı, bu gece de Çağla için dönsün o plaklar!"
Bir takım buluşmalar yaşandı
Yeni dostluk yüklendi,40 yıl hatrı alındı,darısı yeni güncellemeye ❤️ Harika bir gün geçirdim,harika bir dost edindim ve yanıltmadığın için teşekkür ederim canım hemşom. Sıra sen de ❤️ Özlem Koyun
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Bir kere de bana sen rahat ol ben hallederim denilmedi. Ne varsa kendim hallettim.”
Hayat Rehberi.. Buyur sen de katıl..
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir şey Var Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Şiir
Savaş bitti, biz kazandık. Aldım intikamımızı, yok ettim bütün düşmanları. Ama sen de yok oldun.
Tavşan ile Kaplumbağa
Bir zamanlar ormanda yaşayan bir tavşan varmış. Çok hızlı koştuğu için bununla övünür, karşılaştığı herkese hızından söz edermiş. Özellikle de ağır ağır yürüyen kaplumbağayı gördüğünde onunla alay etmekten büyük keyif alırmış. “Şu yürüyüşüne bak!” demiş tavşan bir gün. “Senin bir yere varman günler sürüyordur. Ben ise göz açıp kapayıncaya kadar en uzak tepeye gidip dönebilirim.” Kaplumbağa, tavşanın sözlerine kızmamış. Başını kaldırıp sakin bir sesle şöyle demiş: “Doğru, sen benden çok daha hızlısın. Ama hız her zaman kazandırmaz.” Tavşan kahkahalarla gülmüş. “Ne demek istiyorsun? Bu ormanda beni geçebilecek kimse yok.” Kaplumbağa gülümsemiş. “İstersen bunu deneyelim. Seninle yarışalım.” Bu sözleri duyan ormandaki hayvanlar büyük bir merakla toplanmış. Tilki, geyik, sincap, kuşlar ve daha niceleri yarışı izlemek istemiş. Yarışın başlangıç ve bitiş noktası belirlenmiş. Hakem olarak da dürüstlüğüyle tanınan baykuş seçilmiş. Baykuş yüksek sesle bağırmış: “Hazır… Başla!” Tavşan ok gibi fırlamış. Daha ilk birkaç saniyede kaplumbağayla arasına büyük bir mesafe koymuş. Arkasına dönüp baktığında kaplumbağanın hâlâ başlangıç noktasından pek uzaklaşamadığını görmüş. “Bu iş çok kolay,” diye düşünmüş tavşan. “Beni yakalaması mümkün değil.” Bir ağacın gölgesine uzanmış. “Biraz dinleneyim. Sonra nasıl olsa birkaç sıçrayışta bitiş çizgisine ulaşırım.”
Masal