Sofra sofraya değer sofra sofraya
Sofra sofraya bakar yaklaşır sofra sofraya
Böylece gökten sofra iner dağa
Şairlikten sonra başlayan azıklar la
Şarap dense de şarabı aşmış bir şarapla
Susuz topraksız ve göksüz büyümüş bir buğdaydan
Yapılmış ekmekle donanmış bir sofra
Kansız ve etsiz bir sofra
Ne kedi ne köpek sofra der buna
Ne hintli ne rum sofra der buna
Hızır avına çıkmış bengisuya
Bengisu kabusuna kanmış insan sofra der buna
Sen de günlük sofrayı bir kaç kere
En çok da çocuklukta o güz oruçlarının
İftar durumlarında sandın böyle bir sofra
Doğudan gelen davullarla sahurda
Bir sofrayı böyle bir sofra sandın
Evin saati gösterdi hep böyle bir sofrayı
İkindi Kur' an'ından sonraki sofralara
Kattı zamanından bir zaman belki
Kana dönüşen bir şarap değil
Duaya çevrilen bir şarap içildi o sofrada
Ten olan bir ekmek lehimi değil
Gönül azığı olan bir ekmek yendi o sofrada
Zeytinse hem ışık verdi hem sofra katığı
Adem (Aleyhi's-Selâm) şeytanın kıskançlığa dayalı yönlendirmesiyle yapmış olduğu saptırma ve razı etmeden sonra (Yüce Rabbi tarafından bir kısım kelimeler aldı) bu kelimeler, âlimlerin beyanına göre: "Dediler ki: *Ey bizim Rabbimiz! Bizler nefislerimize zulmettik, artık sen bizlere mağfiret etmez, biz-lere merhamet buyurmaz isen elbette bizler hüsrana zarar ve ziyana, manevi cezaya uğramış kimselerden oluruz.*" mealindeki; Araf/23 ayet-i kerimesidir. (Onun üzerine tövbe eyledi) tövbe edip bağışlanmasını diledi, (Şüphesiz tövbeleri çok kabul eden) ve kulları hakkında (çok merhamet sahibi olan ise ancak o Rabbi Kerimdir.) Binaenaleyh Hz. Adem'in tövbesini de kabul buyurmuş, onun hakkında yine sonsuz rahmet ve merhameti tecelli etmiştir. I-52
Ki senin o gençlik aşkındır
Sevgilinin seni çileye iten o öğütleri
Senden uzaklaştırarak kendini
Bir demirci gibi döğdü döğdü de demirini
Kura bildin kendinde ve çevrende
O demirden kendi Medine'ni
Çağır çağır bu suya Medine gelsin
Bağrındaki saatinden bir ses yükselsin
Çöl silinsin yol bitsin
Hurma hayaletleri belirsin
Deve neşeyle durup ilerlesin
Bir İmrülkays aruzu gibi ilerlesin
Çevremiz o konuklarla dolsun
Çay bile incitebilir onları
Bu yumuşak su kıyıları onları dile getirsin
Sen uslu bir çocuk olup dinle
Dolup taşarak karadan denizden gelenle
Semaver buğusunda titreyen evlerle
Denizden karaya akan köpüklerin uzun kuğusuyla
Dinle sen ermesen bile
Bir ermişe erebileceksin
Ermiş bir sözün olmasa da
Bir ermişin sözünü duyacaksın
Çağırmasını bilirsen gelecektir
Doğu'yu Batı'yı bilen gelecektir
Bir ölümden sonraki
Öğle sıcağındaki sebil gibi
Gün gelecek su kıyısındaki
O türbe ışıyacaktır
Bursa'daki Ulucami'nin
En suskun taşları bile konuşacaktır
Günleri bıraktınız takvimle uğraştınız
Suyu özlediniz de aramadınız
Harüt ve Marüt'u dilsiz eden
Saçlarından peygambere büyü ören
Uykuyla ilgili su ve kuyu bilgilerini
Taşları deler deler de su gelir
Işıklı bir engerek gibi
Vecde gelmiş bir devenin
Bol arılı sesi gibi döner döner de
Bir Tanrı mahkumunu arar
Suyu arayan adam değil
Suyun aradığı adam ol sen de
Sen doğu olursan güneş sana gelecektir
Sen kuşluk olursan kuş sende ötecektir
Sen kuyuda oturacak bir ders taşı bulursan
Bir kabri dışından oyan yontan değil
İçinden insan biçiminde kışkırtan olacaksın
Her lambanın bir kuyusu vardır
Ordan aldığıyla aydmlanır
Kuyusuz Bedir Bedir midir
Bir Bedir kuyusuna doldurulmadan önce
Kureyş uluları
Sağken işitmişler anlamışlar mıdır
Ey aydınlanış saatleri
Ölüyle konuşulan saatler
İsrail bir tarihi gece gezerek geçirdi
Altını altın bildi
Gümüşü gümüş bildi
Elçiyi elçi bilemedi
Sonra İsa geldi
Önce çocuk olup dedi
Sonra büyüyüp dedi
İşte bütün bunları sen bildin bir de ben bildim
Doğu birikti birikti birikti
Çoban dedi ki
En soy bir arap kabilesinin Arapçası gibi
Bir süt ısmarladım size
Bu en bilge keçimin armağanı
Bu bağış oruçlardan oruçlara aktarıldı
Ayın bir iğneye döndüğünü görünce dolanırdı
Dağın çıkılmamış yerlerini
Sonra çoban sabahın alacakaranlığında
Hasta bir kuzunun evine gitti
Uzun bir süre ışıltısı kesilmedi
İlyas'ın sabrı gibi
Ben ve İlyas uzun bir süre
Süt hayallerinde yandık
Ellerimiz ve yüzümüz uyanıkken
Vücut sıcaklığımız arttı ama
Gözlerimize ne oldu bilmem ki
Ey ismini okyanus köpüklerinden
Yunusların aynalarda yansımasından
Almış olan kardeşim,