"Sen polisiye romanlarda riske girmeden heyecanı yaşamak istiyorsun, bir de riske girerek heyecanı yaşamayı dene.
Bak ne kadar zevkli olduğunu göreceksin."
Bira bardağını şarapla dolduran ve misafirinin birasını tazeleyen Manras boğazındaki öksürüğü kovduktan sonra konuşmaya devam etti. "Hikâyenin girişi görünen ve bilinenden ibaretti. Hurafelerin vakti geldi. Denir ki Kangiri’nin hükmü yalnız halkını bağlar. Kadim Kudretler ve onların kullarına emir vermeye kuvveti yetmez. Saray inşası sırasında Ulu Tanrı’nın kulu olan doğanın muhafızı gelip dikilmiş karşısına Kangiri’nin. “Burası tanrının ormanıdır. Ben eker, ben yetiştiririm ağaçları, çiçekleri, çalıları. Benden izin almadan ne hakla kesersin çocuklarımı?” diye gürlemiş. Kangiri onun bu sözü üzerine hem korkmuş hem de sevinmiş. “Kızmakta haklısın. Senden izin almadan kestik birçok ağacı. Özrümü kabul et. Seninle bir anlaşma yapalım. Sen bu ormanda bize bir yurt ver. Ölçüsünü de yerini de kendin belirle. Bunun bedeli olarak ülkemdeki ormanların muhafızlığını üstleneyim. İhtiyaçtan fazlasının kesilmesine izin vermeyeyim.” demiş ilk kral. Doğanın muhafızı bu teklife sıcak bakmış. Gösterdiği yerden fazlasına el sürülmemesi karşılığında bir yurt vermiş Kangiri’ye. Bin yıl bozulmamış bu anlaşma. Kangiri ve nesli sözünü tutmuş. Doğanın muhafızı sözünü tutmuş. Ama sahip olduğuyla yetinmeyi bilmeyen insanoğlu kararlaştırılan araziden fazlasına göz dikmiş. Odunluğundan baltasını alan onlarca Aetirli erkekler sürü halinde saldırmışlar ormana. Kesmişler. Yasaklanmış topraklardaki onlarca ağacı kesmişler. Bozmuşlar bin senelik anlaşmayı. Bunu sineye çekmemiş doğanın muhafızı. Lanetlemiş Aetir’i. Bahsettiği bütün güzelliği çekip almış kasabadan. Yalnız bir ağaca kıyamamış. Kangiri’nin gölgesinde dinlendiği ağaca... Bu hikâyenin başlamasına sebep olan ağaca..."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Bir gün sen de bana böyle gülümseyecek misin?"
"Zaten gülümsemiyor muyum?" diye fısıldadığımda, "Öyle değil," dedi anlam veremediğim bir gizemle. "Tüm kalbinle, hayallerinle, öfkenle, mutluluğunla, hüznünle, her şeyinle bana gelip gözlerime baktığın anda gülümseyecek misin?"
"Sen... Beni öyle çağırdığında. Sen... Her şeyinle bana geldiğinde..."
O zaman sen de kendini yargılarsın. En gücü de budur zaten. Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan çok daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.