Sokaklar bomboştu...
Bahçeler, eyvanlar, köşeler, balkonlar, pencere arkaları, dükkanlar bomboştu.
Kent bir ölü kentti.
Denizin dalgaları tepeler gibi yükseliyor, kıyıya büyük bir gümbürtüyle vuruyor, parçalanıp ağarırken bağırıyor, yakınıyordu.
Gözlerine dolan tozu temizlemeye çalışırken nereye gittigini, nereye bastığını bilemiyordu.
Pancurlar kapatılmış, kepenkler mandallanıp kilitlenmişti. Yol uzadıkça gökyüzü daha çok kararıyordu. Köpekler kediler bile kendilerine bir yer bulmuşlardı.
Bir kendisiydi ve yapayalnızdı sokakta.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Güneş batıyordu...
Bin sarı, bin turuncu, bin kızıl çiçegi birleştirip batıya doğru götürüyordu güneş.
Hafif bir yel çıktı, her yan yasemin kokuyordu.
"Sevda için her şey hazır..."
"Sana demedim mi,
'Bana iyi geliyorsun' diye,
Gitme iște!..
Her şeye bahane bulup da gitme. Kalmnan için, daha iyi sebep olmaz.
'Bana iyi geliyorsun' işte..."