9/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Füsun'um güzelim,prensesim seni ilk gördüğümde o aşkımızın sadece bedenden bedene geçtiğini düşünürdüm.Ama senin aşkın beni körükledi ve cidden almamam gereken riskleri almam gerektiğini öğretti.Sana kolay yalan söyledim çoğu zaman ama o kadarda çok sevdim seni o bana sarılışın gözlerini kapattığında hayallere dalışın beni ayrı yerlere götürdü sana çok zalim davrandım seni neredeyse 9 yıl bekledim bana geri dönmen için beni geri sahiplenmen için o 2 ile 4 arasındaki geçirdiğimiz zamanı o güzel dudaklarını çok özlemiştim yanındaydım ama dokunamıyordum görüyordum ama sevemiyordum sen bana dargın ve küskündün verdiğim sözleri tutamamıştım seni kendime aşık edip yataklara düşürdüm ve olmaman gereken biri ile olmanı sağladım.Çok kararlıydın ve hevesin çok hızlı kırılıyordu güzelim ama istediğin yapıldığında hemende ikna oluyordun hırslıydın.Senden eşyaları sakladım senin dokunduğun,senin dudağına deydirdiğin kaşığı,giydiğin ayakkabıyı,içtiğin gazozu,yediğin helvayı,içtiğin ucu kırmızı sigara izmaritini hepsini birbir sakladım. Merhamet apartmanında hepsini dizdim ve orası senin ve senden aldığım,senin dokunduğun bana seni hatırlatan herşey vardı.Anıların artık benle ama anıları kazanayım derken seni kaybettim ben beklediğim aşk’ı ben beklediğim bal dudakları güzel vücudu kaybettim herşey için özür dilerim Füsun’um…
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Şair Ramazan Çetiner Kimdir?
10/10
··
Beğendi
Ramazan Çetiner, duygu ile düşünceyi aynı potada eriten şiir anlayışıyla dikkat çeken dönemin çağdaş şairlerinden biridir. Eğitimci kimliğinin yanında edebiyata olan bağlılığıyla da tanınan Çetiner; eserlerinde insanın iç dünyasını, yalnızlığı, özlemi, kırgınlığı ve varoluş sancılarını derin bir şiir diliyle ele alır. Şairin edebi yolculuğu, yayımladığı ilk kitabı Merhaba ile başlamıştır. Bu eserinde daha çok insan ilişkileri, hayatın sade ama etkileyici yönleri ve içsel duygular ön plana çıkar. Samimi anlatımıyla dikkat çeken kitap, okuyucuyu şiirsel bir iç konuşmanın içine davet eder. Ardından yayımlanan Ferzê ise şairin duygu ve düşünce dünyasını daha yoğun imgelerle yansıttığı eserlerinden biri olmuştur. Bu kitapta yalnızlık, arınma, zaman ve insanın kendini arayışı gibi temalar belirgin şekilde hissedilir. Ramazan Çetiner’in şiirleri ayrıca çeşitli ortak eserlerde de yer almıştır. Öğretmenim Sen Yaz Urfa Okusun adlı kitapta eğitim ve edebiyat ekseninde kaleme aldığı şiirleriyle okuyucu karşısına çıkmış; 100 Yazar 100 Eser adlı çalışmada ise farklı kalemlerle birlikte edebi birikimini paylaşmıştır. Bu eserler, onun yalnızca bireysel bir şair değil; aynı zamanda kültürel ve edebi üretime katkı sunan bir isim olduğunu göstermektedir. Şairin şiirlerinde sıkça rastlanan imgeler arasında gül, diken, sessizlik, yol ve gece yer alır. “Kuru, dikenli bir dal mıdır gördüğüm; / Yoksa vaktine hasret bir gonca gül mü?” dizelerinde olduğu gibi, umut ile kırgınlık arasındaki ince çizgiyi etkileyici bir anlatımla işler. Onun şiirlerinde melankoli yalnızca bir hüzün değil; aynı zamanda insanın kendini tanıma yolculuğudur. Modern şiirin serbest yapısını benimseyen Ramazan Çetiner, kısa ama yoğun anlam taşıyan dizeleriyle okuyucuda derin bir iz bırakmayı amaçlar. Şiirlerinde
FerzeRamazan Çetiner · Kuytu Yayınları · 202012 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dur! Bağımlı olan sen misin o mu?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 5. kitabı
Hiç düşündünüz mü? Hareketlerine anlam veremediğim, aynı evde birbirimizin yabancısı olduğumuz bu çocuk benden doğma, eşimden olma olan değil mi? ​Benim evimde, benim soframda büyümedi mi? Peki neden şimdi aynı dili konuşamıyoruz? ​Bu çocuk ne oldu da ekranlara benim yüzümden daha çok bakar oldu? Halbuki doğduğunda en çok aradığı yüz bendim. Peki o beni ararken ben ne ile meşguldüm, neye bakıyordum? ​Yoksa bağımlı olan ben miyim? ​Bağımlılık nasıl başlar? Modern çağda nelere ve nasıl bağımlı hale geldik? ​Çok uç örneklerle bağımlılık bilimini ve bağımlılık kapanlarını kapsamlı bir şekilde irdelemek ve kendimize ayna tutmak için hadi sevgili ebeveynler, hadi canım yol arkadaşlarım bu kitabı da okuma listemize dahil edelim mi? ​Her ebeveynin önce kendi kişisel savaşını verip sonra da çocuğunun yolunda ışık olması dileğiyle...
1000Kitap
Dopamin ToplumuAnna Lembke · Diyojen Yayıncılık · 2025108 okunma
Puan vermedi·157 syf.·
2026 27. kitabı
Bir yazarın ilk eseri çoğu zaman ya çıraklığının itirafı ya da olacaklarının habercisidir. İnsancıklar her ikisidir. Dostoyevski bu romanı 1846'da, yirmi dört yaşında yazdı. Belinski onu "yeni bir Gogol" diye ilan etti, Petersburg salonları genç adamı omuzlarına aldı, sonra bir yıl içinde yere bıraktı. Yirmi yıl boyunca Dostoyevski o ilk anın gölgesinde yaşadı; Suç ve Ceza gelene kadar adı bu kitapla birlikte anıldı. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, gençliğin coşkusu sönmüş, gerçek görünür: *İnsancıklar* iyi bir roman değildir; ama büyük bir romandır. İkisi aynı şey değildir. Hikâye basit: orta yaşlı, yoksul, alkol problemi olan bir devlet katibi Makar Devuşkin ile uzak akrabası olduğu öksüz genç kadın Varvara Dobroselova mektuplaşır. Aynı sokakta, karşı pencerelerden birbirlerini görebilecek mesafede yaşarlar. Makar maaşının önemli bir kısmını gizlice Varvara'ya gönderir; bunun karşılığında bir teşekkür, bir mendil, bir kitap, bir umut alır. Roman bu mektupların birikiminden ibarettir. Sonunda Bikov adlı zengin bir adam çıkagelir, Varvara'yı eski bir hesabı kapatmak için satın alır, taşradaki çiftliğine götürür. Makar yapayalnız kalır. Hikâye burada biter; ama hikâyenin yıkıcılığı tam burada başlar. Dostoyevski'nin bu kitapta yaptığı şey Rus edebiyatına bir arketip kazandırmaktı: "küçük adam." Devlet katibinin paltosunu Gogol önce kendisi giydirmişti, ama o paltonun içine bir ruh yerleştiren Dostoyevski oldu. Gogol'ün Akaki Akakiyeviç'i acınası bir karikatürdü; Dostoyevski'nin Makar'ı acınası bir insandır. Aradaki fark devasadır. Çünkü Makar yoksuldur, ama gururludur. Yoksulluğunun farkındadır, üstelik gizlemeye çalışacak kadar gururludur, daha da kötüsü, bu çabasının boşunalığını bildiği için iki kat acı çeker. Romandaki en derin satırlar bu utancın etrafında
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 200776,9bin okunma
SEN NEYMİŞSİN BE ABLA!
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Tek kelime ile muhteşem! Keskin bir zekanın ürünü bu kitap hayran kalmamak elde değil. İlk 100 sayfa kitaba bağlanmak konusunda zorlayıcı olsa da sonrası şelale gibi akıyor. Ve Dan! Kayaya çarpıyorsunuz! Ters köşenin dikalasını yiyip kalakaklıyorsunuz. (Kitabı otobüste kaybettim sanırım. Pdf ile devamını okumak zorunda kaldım. Sıkı sıkı sarılmak istiyorum kitaba. İçimde bu his varsa bu kitap 10/10'dur.)
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,4bin okunma
7/10
·72 syf.··
2026 105. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:55
Levni Hakan Şahin’in “Sen Hiç Merak Etme” kitabı, 2025 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’nü aldı. Öykü yazan ya da atölyelere devam eden biri olarak, ödül alan yazarları özellikle okumaya çalışıyorum. Çünkü ister istemez insan, “Neyi farklı yapmış?”, “Hangi teknikleri kullanmış?”, “Öyküler nasıl açılıyor, nasıl bitiyor?” gibi soruların peşine düşüyor. Bu okumalar hem öğretici oluyor hem de insanı kendi yazdıklarıyla kıyaslamaya itiyor. Ben de bu merakla kitabı aldım. Öncelikle editoryal anlamda çok temiz bir kitap olduğunu söylemeliyim. Farklı yayınevlerinden çıkan pek çok ilk kitapta akıcılığı bozan tekrarlar, gereksiz uzatılmış paragraflar ya da aynı duyguyu defalarca anlatan bölümlerle karşılaşmıştım. Bu kitapta ise böyle bir sorun hissetmedim. Dili özenle işlenmiş, üzerinde ciddi emek verilmiş. Bu yönüyle yazarı ve editörünü gönülden tebrik ederim. Kitap on öyküden oluşan ince bir çalışma. Öyküler daha çok gündelik hayatın içinden, sanki yazarın hafızasında yer etmiş anıların edebî bir dille yeniden kurulmuş hâli gibi geldi bana. Çoğunluğu olay öyküsü niteliğinde; bir iki tanesi ise bilinç akışına yaklaşan anlatılar. Buna rağmen, okuduktan sonra zihnimde uzun süre kalan ya da “İşte bu!” dedirten bir öykü maalesef olmadı. Özellikle sonlar beni çok tatmin etmedi. Elbette bu tamamen benim okuma zevkimle ilgili. Sonuçta ödül almış, güçlü jürilerden geçmiş bir kitaptan bahsediyoruz. Ben sadece bir okur olarak bende bıraktığı izlenimi paylaşıyorum. Genel olarak baktığımda, çok temiz yazılmış, iyi çalışılmış ve teknik açıdan başarılı bulduğum bir ilk kitap okudum. Benim beklentim ise biraz daha zihnimde iz bırakacak, okuduktan sonra dönüp tekrar düşündürecek öykülerdi.
Sen Hiç Merak EtmeLevni Hakan Şahin · Varlık Yayınları · 202510 okunma