"İnsan, burada bu deney alanında, kendine her şeyden her şeyi yaşatabilir. Zihin, düşünce denen aracın üretildiği yer, bunun içindir. Sen onu gördüğünde işte geldi, dediysen, gelmiştir senin için çünkü onu görürsün. Yani bu deney alanı diyor ki sen ne diyorsan onu yaşatırım sana."
"İyi de, bana dediğimi yaşatmadı ki, zelzele yaşattı."
Bana bir keresinde her kadının dört çeşit gülümsemesi olduğunu söylemişti.
“İlki, bilinçsiz bir gülümsemedir.
Düşünmezsin bile. Sokakta bir çocuğa ya da televizyon ekranından sana gülen birine gülümsemek gibidir.
İkincisi, kibar gülümseme. Eve davet ettiğimiz arkadaşlarımızı karşılarken ya da bir restoranda onlarla buluştuğumuzda öyle gülümseriz.
Üçüncüsü insanlara karşı kullandığımız gülümsemedir. Bazen birilerini kendinden uzak tutmak için gülümsersin. Hatta bazı kızların en güzel gülümsemesi budur."
“Dördüncüye geç.”
“Ahhh! İşte onu yalnızca sevdiklerimize gösteririz. Sen özelsin demektir.
Başka kimse o gülümsememizden nasibini alamaz. Biriyle çok mutlu olabiliriz. Ya da onu çok sevebiliriz. Ama dördüncü gülümseme yalnızca ve yalnızca gerçek aşkımız içindir.”
‘’ Palto giymeye üşenirken bu koca dünyayı sırtımda nasıl taşırım ben? İçinde bulunduğum durumu kimseye anlatamam. Sen de anlamazsın. Ben bile anlamıyorum ki başkasına nasıl anlatırım? ‘’