Sibel Oğuz’un, kendi deyimiyle, “Hayır” denmeyen topraklarından çıkan hikâyeleriyle hemhal olmuş ve bu durumun ezikliğinin farkında olup da içinde debelenerek kendileri için bir çıkış yolu bulmaya çalışırken daha da batağa saplanan isimsizler bu öykülerin özneleri.
Arada derede kalmış, içsel çatışmaları olan fakat hayatta edilgen kalan; kafa yoran fakat kafa tutamayan insan öyküleri…
Yazar, kitabındaki öykülerinde bolca imgesel ve mecaz anlatım kullanmış ki bu anlatımı şiirsel bir akışta güzelleştirmiş. Ayrıca bu yazım dili, okuyucunun, görünenden öte daha derin anlamlara yönelmesine; düşünmesine, hayal etmesine vesile olmuş. Lakin bu yazara mahsus anlatım şekli etkileyici olduğu kadar ilerleyen öykülerde durağan, tekdüze bir okumaya ve bir tamamlanmamışlık hissine neden oldu. Kapak tasarımındaki karamsarlığı da öykülerinde, dramatize etmeden yazar bolca hissettirmiş.
Yeni yazarlar tanımayı ve öyküleri seven bir okur olarak dikkate değer bir kitaptı benim.