Anadolu samimiyetinde, tebessüm ile hüzün arasında bir nakış gibi işlenmiş tatlı tatlı on altı öyküden oluşan bu kitabı, diğerlerinden ne eksik ne fazla buldum. Yazarın hangi kitabını okuduysam ne içindeki öyküleri bir diğeriyle ne de bir kitabını diğeriyle kıyaslayacak hiç hayal kırıklığım olmadı. Hep samimi, hep naif, hep sıcak… Küçük dünyalarında kendi halinde yaşayan naif Anadolu insanının yüreğinize dokunan hikayeleri… Bir yazardan ne okursan oku hep aynı lezzeti alabilmek ne güzel bir mutluluk…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir zamanlar Bilge’nin biri Ekber adlı şehre gelmiş. Öğretileriyle kimse ilgilenmemiş, dalga geçmişler. Bir grup caddede yürüyen bilgeye hakaret etmeye başlamış. Bilge duymazdan gelmek yerine yanlarına gitmiş ve hepsini kutsamış. Adamlardan biri “Acaba sağır mı? Büyün hakaretlerin üstüne kalkmış bize güzel sözler söylüyor demiş.
“İçimizde ne varsa başkalarına da onu sunarız.” diye karşılık vermiş bilge.
Paulo Coelho’nun ilk kitabı olan “Simyacı”yı ilk çıktığı, benim de lise yıllarıma denk gelen vakitlerde okumuş bir okur olarak okuma kariyerimi etkilemiş ve iz bırakan yazarlardan olmuştu. Sonrasında, üniversite yıllarımı da kapsayan yıllarda külliyatından kitaplar okumaya devam ettim.. Bugün son kitabı olan “Akan Nehir Gibi” yi bitirdiğim de hissettiğim, yıllar sonra daha da güzelleşmiş sohbetiyle bir muhabbet erbabına kavuşmanın tatlı huzuruydu. İçinde ne yok ki… Deneme türü aktarımların kıssalar ile de desteklenmesi anlatımı tek düzelikten uzak tutmuş ayrıca bu durum kıssaların da kişisel gelişim kitabı gibi kısa süreli etkiden uzak üzerine çokça düşünme, altını çize çize değil yaza yaza, salt okunan değil içe işleyen bir yolculuk oldu. Süslü aktarımdan uzak yalın anlatımına rağmen en uzun süreli okumalarımdan oldu kendisi. İnsanın her döneminde bir bir Paulo Coelho kitabı olmalı. Adı gibi sakince, sükunetin bilgeliğiyle akan bir nehir gibiydi ve tanıtımında kullanılan sanki o nehirdeki yolcu da ben…