Düşünce denen şeyi kovmuştu kafasından;acı veriyordu düşünceleri ona. Bildiği, hissettiği tek şey vardı:Şöyle ya da böyle, her şey değişmeliydi;umutsuzlukla, tuhaf bir inançla ve kararlılıkla,
Hakikati seviniz, o da sizi sever;hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir:'Buradayım!' der.