sena

sena

, bir kitap okudu
Puan vermedi·408 syf.·
9 günde okudu
·
2020 4. kitabı
Suzanne Collins
8.7/10 · 24,2bin okunma
Reklam
Mahallede Kaybolma Diye | 4/10
4/10
·120 syf.··
2020 2. kitabı
“Mahallede kaybolma diye” adlı romana büyük bir heyecan ile başladım. Genelde dedektif ve gizem içeren romanları bayılarak okuyan ben, üzülerek söylüyorum ki kitabın sonunu zor getirdim. Yazarın kalemine hayran kaldığımı söyleyemem. İlginç bir konuyu çok daha farklı ve hoş bir dilde okuyucuya geçirebilecekken zor ve karışık bir dil kullanması bence yazarın en büyük eksiği. Anlatı şimdiki zaman ve geçmiş zamanda git gellerle sürekli değişmeye başlıyor ve yazarın başına gelen olayların hangi zamanda gerçekleştiğini anlamak biz okuyucular için zorlaşıyor. Rüya ve gerçek okuyucu için iç içe geçmeye başlıyor. Geçmişte çıktığı yolculuğu ve eski hatıraları çok kapalı ve karamsar anlatması da kitap hakkındaki eleştirilerimi olumsuz yönde etkiledi. Bir süre sonra işlerin gizemini kaybettiğini ve yavaş yavaş kitabın hissettirdiği heyecan duygusunun yok olduğunu anlıyorsunuz. Ayrıca anlatının çoğu kısmında belirsizlik ve durağanlık olduğunu hissettim. Bu olumsuz düşüncelerimden sonra diğer okuyucuların ne düşündüğünü merak ettim ve biraz araştırdım. Okuduklarımdan çıkardığım şu ki, Patrick Modiano soyutsal bir dil kullanıyor. Genellikle durum öykülerini kaleme alan Modiano’nun kalemiyle çok uyuşmadığımı anladım. Tüm bunlara rağmen kitabın özü ilgi çekici bir konuya dayanıyor. Kitap bir arayış hikayesi. Aslında insanın ne seçimler yapmış olursa olsun benlik arayışı içinde olan bir adamın hikayesi. Daha farklı bir tarzda kaleme alınsaydı yorumum çok daha farklı olabilirdi.
Mahallede Kaybolma DiyePatrick Modiano · Can Yayınları · 2022583 okunma

sena

, 2020 okuma hedefini güncelledi.
Eskisi gibi okumayı ve yazmayı özledim.
2020 OKUMA HEDEFİ
40/50 kitap - %80 tamamlandı
40 kitap okudu
50 kitap
8,4bin sayfa
5 inceleme
15 alıntı
kitap
Cennetteki Yeryüzü | 9/10
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2020 12:18
Arka kapak yazısına bakarak, şirin ve sıcak bir roman olarak yorumlamıştım Cennetteki Yeryüzü’nü. Pascal Garnier beni yanıltmayı başardı. Kitap; emeklilere güvenli, keyifli, dışarıya kapalı küçük bir dünya vaat eden Les Conviviales sitesinde başlıyor. Romanın uzun bir bölümü site sakinlerinin sıradan hayatlarından bahsediyor. Olaysız geçen ama her bir karakterin içinde barınan bastırılmış arzuları, sıkıntıları, üzüntüleri sergileyerek işlerin çok da yolunda gitmediğini sezdiren bu bölümün ardından ortaya çıkan olaylar yavaş yavaş bir gerilim yaratıyor. Örneğin Lea tarafından reddedilen Maxime’in eşcinsellere duyduğu nefret, Marlene’in oğluna olan takıntısı, Martial’ın cinayetlere ve güce duyduğu ilgi, Lea’nın bayılma nöbetleri ve Odette’in peşini bir türlü bırakmayan sinek... Bu olaylar bizi rahatsız edici bir atmosfere sürüklüyor. Romanın devamında başından beri var olan bir “korku öğesine” vurgu yapıldığını anlıyoruz. Çingenelerden, aldatılmaktan, yalnızlıktan, terk edilmekten, yapılan hatalardan, yaşlanmaktan, hastalıktan, ölümden, gözetlenmekten, dinlenmekten ve daha pek çok şeyden duyulan korkular… Pascal Garnier korkan insanı yüksek duvarlı, güvenlikli bir siteye yerleştiriyor önce. Sonra da o siteye belki de hiç giremeyecek olan “diğerlerini” yaratıyor. Ve bunu yaparken toplum tarafından dışlanmış olanları seçiyor. Çingeneleri. Bu olaylardan sonra site sakinleri aralarındaki ahenk ve dengeyi sorgularlar. Kitabın sonunda ele alınan silahın sebebi eşcinseller ya da çingeneler değildir, kendilerine duydukları korkudur. “Korku ve nefret” kavramları Cennetteki Yeryüzü’nde gerilimi yaratan başlıca öğeler. Kurgunun, yazarın hayatının son dönemini sessiz bir Fransız köyünde geçirmesiyle ilgili olduğu çok açık. Kısa bir roman olmasına rağmen yaşananların tedirginliğini
Cennetteki YeryüzüPascal Garnier · Kafka Yayınevi · 201987 okunma