Kalemini o kadar seviyorum ki bu kadının. Her şeyi tam da olması gerektiği gibi yazıyor. Yazdığı her şey gerçek, gerçek ve gerçek diye fısıldıyor. Bir podcastte "Karanlık değilim, sadece gerçekçiyim." demişti. Kendisine ait okuduğum her satırında benden, bizden, sevdiklerimden ve en önemlisi düşmanlarımdan bir şeyler buluyorum. Gergedan'a gelirsek, "Gergedan'dı" işte. Boynuzları vardı adeta kitabın; her sayfada ayrı çıktı kafesinden, geldi, ezdi beni ve benliğimi. Bu ülkenin Gergedan'ıyım ben dedi. Sonra bu Dünya'nın. Ne yalan söyleyeyim, yüzüme küfür edercesine ağır geldi bazı hikayeler. İlk defa görmediğim, duymadığım için tokat gibi çarptılar, o boynuzları geçirdiler bana. Bu kitap halkın kendisiydi. Hükümetti, baştaki "Deli idi". Bu kitap bencildi, vurdumduymazdı, susandı, mide bulandırıcıydı. Bu kitap bizdik, sizdiniz. Teşekkür ederim, Mine Söğüt. Bir kez daha beni kendine hayran, bu ülkeye düşman bıraktın.