Sena Bir

Sena Bir
@senabern
Uluslararası İlişkiler Uzmanı
Avrasya Üniversitesi
İstanbul
17 Ocak
74 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
10/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 02:26
İlk defa psikoloji temelli bir romandan bu denli etkileniyorum… Diğer romanlarda gördüğümüz içsel çatışmalardan, karmaşık olay örgüsünden filan söz etmiyorum. Ben bu kitaptan psikolojide adına bilinçdışı denen şeyin hiç de hafife alınacak bir şey olmadığını öğrendim. Sigmund Freud’u bu noktada yad etmemek olmaz zira kendisi bilinçdışının insanın kaderini belirlediği görüşünü savunmakta öyle haklı ki… Keza kitabın ana karakteri Kenan Bey, bilinçdışının adeta vücut bulmuş halini temsil ediyor. Çocukluğundan bu yana yaşadığı yalnız kalma korkusu, yetişkinliğinde onu bir kadının kollarından ötekine koşan sözde çapkın bir adama çeviriyor. Bakın demeye çalıştığım şey her kötü özelliğimizin trajik bir çocukluk anısıyla ilgisi olduğu ve özünde iyi olduğumuz gibi basit bir yaftalama değil. Burada esas olan, bilinçdışının insanı istemeden de olsa öyle davranmaya iten zihinsel bir alan yaratması. Bu yüzden bazılarımız takıntılı, kaygılı bireyler haline gelmekteyiz. Ve bir psikiyatristin yaşanmış hayat hikayesi üzerinden bu gerçekle okurlarını yüzleştiriyor olması takdire şayan. Başucu kitabınız yapar mısınız bilmem ama her okurun kütüphanesinde bu kitabın muhakkak yer alması gerek.
Kral KaybederseGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201521,8bin okunma
Reklam
10/10
·176 syf.··
2025 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2025 00:36
Kadının kıymet görmediği, ötekileştirildiği, ikinci plana atıldığı hatta yok sayıldığı bir topluma doğdu Allah resulü Hz. Muhammed. Kadına hak ettiği hakkı da kıymeti de vermeyi öğütledi gencinden yaşlısına kadar herkese. Fakat kadını her daim aşağı gören birtakım kimseler, Hz. Muhammed öldükten sonra hadisler uydurarak onun gücü ve statüsünden istifade ettiler. O sebepledir ki bugün, kadını yeren kültürel alışkanlıklar İslamın adı kullanılarak müslümanlara empoze edilmeye çalışılmakta. Bilhassa şeriat yönetimi de sözüm ona kültürel alışkanlıkların lekelemesi sonucu, kadınları toplumdan soyutlamıştır. İşte İslam ve kadın, bu yanılsamaları akıcı ve sade bir anlatımla hafızalardan silmek üzere yazılmış nadide bir eser. Her müslümanın bu eseri okumasını şiddetle tavsiye ederim.
İslam ve KadınCaner Taslaman · İstanbul Yayınevi · 0875 okunma
10/10
·252 syf.··
2024 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2024 21:26
Bundan çok değil 5 yıl önce tüm insanlık, adına korona denen bir salgın hastalıkla sınandı. Çok hızlı bir şekilde yayılan bu salgın hastalığa bir o kadar da hızlı bir şekilde aşı türevlerinin geliştirilmesi, insanların kafasında bir soru işareti yarattı: korona laboratuvar ortamında geliştirilmiş insan yapımı bir virüs olabilir mi? Ve şimdi o laborantlar kendi geliştirdikleri virüsün panzehirini mi pazarlıyor tüm insanlığa? Peki eğer öyleyse neydi onları bu plana iten diye sormak lazım gelir. Asıl mesele o. Öte yandan salgının planlanmış olması ihtimalini güçlendiren bir başka şey de DSÖ'nün aşı türevlerinin adeta reklam yüzü olmasıydı. Halbuki o zamana değin DSÖ o kadar muhterem bir örgüttü ki bu örgütün aldığı kararlar üyesi olan 194 ülkenin iç hukukuna bakmaksızın kabul görüyordu. Böylesine yetkin bir kurumun alelacele piyasaya sürülen aşıları reklam etmesi, tartışma yaratır cinstendi. Nitekim öyle de oldu. İnsanlar arasında aşıya dair kötü söylemler aldı yürüdü. Bu defa devletler resmi kurumlara, avmlere, ulaşım araçlarına aşı olmayanların erişimine yasak getirdi. İstenen neydi? Dünya nüfusunu bilinçli bir şekilde azaltmak mı yoksa üstün bir ırk yaratmak mı? Üstelik bu kirli amaçlara giden yolda kullandıkları tek silah virüsler de değildi: GDO'lu besinler! Birçok ülkeye gıda krizine alternatif bir çözüm önerisi olarak dikte ettirilen GDO'lu besinler, esasında ekonomik savaş silahı imiş. Evet yanlış okumadınız, tam olarak öyle. Çünkü bu besinler insan vücudunun üreme sistemine varıncaya kadar zarar veriyor yazarın iddaasına göre. Hatta ve hatta GDO'lu besinleri pazarlayan kuruluşlar, bu besinleri bilhassa siyahilere servis edip onları yeryüzünden silmek gibi sapkınca bir eyleme geçmişler. Velhasıl bu kitap çok şey söylüyor duymak isteyene. Okuyun, okutun derim!
Kovid-19F. William Engdahl · Bilim & Gönül Yayınevi · 20215 okunma
4/10
·104 syf.··
2024 2. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2024 21:10
Açlıkla mücadele ederken bebeğini yememek için son çare nehre atan bir anne ve bu akılalmaz olaydan sonra ondan anne değil "doğuran kadın" diye bahseden bir yazar... Anlayana çok şey söyleyen bir kitap okudum. Bununla beraber kitapta ilgimi çeken bir nokta da Fransız asıllı yazarın okurlarına Türkleri son derece saldırgan bir millet olarak lanse etmesiydi. Uluslararası ilişkiler okumuş olmamla bağdaştırılabilir mi bilmiyorum ama benim için söz konusu Türk milleti olduğunda, yabancılardaki çağrışımlar büyük önem arz ediyor. Tabi bu kitabın ana teması dünya siyaseti falan değil. Yine de bir Fransızın kurgularıyla yazılan eserde saldırganlık sıfatının Türklere yüklenmesi, bana kalırsa tesadüf olamaz. Toparlamak gerekirse, anne ile doğuran kadını aynı kefeye koymaya razı gelmeyen yazar, okurlarına subliminal bir mesaj vermeyi ihmal etmezken düzen bozucu olmakla yargılamak üzere Türkleri hedef alarak okurlarının üzerinde bir algı yaratmaya çalışmıştır. Ayrıca kitap ince olmasına rağmen bana kalırsa hiç akıcı değildi. Konu seçimi güzeldi fakat anlatış tarzından dolayı yazar benden eksi puan aldı.
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma
10/10
·256 syf.··
2023 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2023 14:45
Araştırma meraklılarının çok seveceği, kapsamlı araştırmaları ile yazarın yorumlarını ihtiva eden bu kitap, çok kritik konulara değinmiş. Özetle yediden yetmişe herkesin sepetine attığı o paketli gıdaların, GDO'lu besinlerin zehir saçarak insan hayatını bir meta kadar ucuzlaştırdığı, covid-19'un laboratuvarlarda üretilmiş "insan yapımı" biyolojik bir silah olmasının kuvvetle muhtemel olduğu bunun yanında eğitim hayatı boyunca beyninin sol lobu çalıştırılmış olan fakat gönül gözü kapalı sözde bilim adamlarının yapay zeka vb. teknolojik icatlarının insanlığın sonunu getirebileceği gerçeklerini yazar, bir tokat gibi okuyucusunun yüzüne çarpıyor. Dahası kitap üç ciltten oluşuyor. Bahsettiğim ikinci cildi idi. Dediğim gibi meraklısı diğer ciltleri de edinerek yazarın terör yakıştırmasında bulunduğu farklı konu başlıklarını inceleyebilir.
Biyoloji ve Teknoloji TerörüMustafa Zülküf Altan · Destek Yayınları · 20239 okunma
Reklam