Kitaba başlarken bu şekilde bir inceleme yazacağımı tahmin etmezdim. Öncelikle dizinin vermiş olduğu beklentiyle kitabın Feride ve Kamran’dan oluşacağını düşünmüştüm. Kitap aslında Feride’nin hikayesi. Onun hayatına tanıklık etmek oldukça keyifliydi.
Fakat Feride’ye çok fazla kızdığım noktalar oldu. Hep onun yaptıklarının tam tersini yapardım, niye böyle yaptın Feride? dedim. Kamranın aldatmasıyla sessiz sedasız kaçışı,iftiralar,kadın olmanın ağır yükü.. Feride’yi daha hırçın, sesini çıkaran birisi olarak kafama yazmıştım. O sessizliği içinde ben de ezildim. Hep tepki vermesini, sinirlenmesini,yüzleşmesini bekledim. O ise için için ağlayıp bir diğer maceraya attı kendini. Hep aynı yerden yedi tokadını. Çalıkuşuyken de, Gülbeşekerken de, İpekböceğiyken de.. Her şeyin en zorunu gördü. Hep güçlü durmak zorunda kaldı.İçim çok buruk, keşke her şey daha güzel olabilseydi onun için.
Kitabın sonunda da aşıklar barışıyor, tahmin ettiğimiz bir son. Bunca senenin ardından 5 senesini Kamranın acısıyla geçiren birinin yüzleşmesi, hesap sorması gerektiği düşüncesindeyim. Maalesef bunu da göremedik.
Tabii ki bunların yanı sıra Feride’nin çok güzel işlenmiş yanları da vardı. Ailesiz büyümesi, aşk acısı,merhameti,çocuk ruhu.. Munisesi.. Bu kitap gerçekten sadece bir aşk kitabı değil bir hayata tanıklık ediyorsunuz. Kesinlikle okumaya değer.
Yine de ben,her şeyiyle,Gülbeşekeri seviyorum..:))