İnsanlar ebediyen kalıcı olmaya nasıl özlem duyarlar, bilirsin. Ama her geçen günle birlikte biraz ölürler. Onlarla karşılaştığında bir bakarsın geçen sefer gördüğün insan değildir artık. Hatta her saat kendi içlerinden bir parçayı öldürürler. Değişirler, inkar ederler, çelişkilere düşerler, bunun adına da büyüme derler. Sonunda geriye hiçbir şey kalmaz. Tersine çevirmedikleri, ihanet etmedikleri hiçbir şeyleri kalmaz. Aslında ortada bir kimlik yokmuş da şekilsiz bir kitle halinde parlayıp sönen sıfatlar varmış gibi. Bir an bile tutamadıkları kalıcılığı nasıl bekleyebiliyorlar?
Bu gemi bir yerlere gitmek için değil, bir yerlerden uzaklaşmak içindir. Bir limana uğrasam bile, bunu sırf oradan ayrılmanın zevki için yaparım. İşte beni tutamayan bir yer daha, derim kendi kendime.
Keating yalnızca açıklaması olmayan şeylerden korkardı. Özellikle de açıklanamayan şeyler somut gerçeklere değil de kendi içindeki nedensiz korku duygularına dayalı olursa.