Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak,birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hala bilmeyeceklerdi.
“Yoksa gelmem diye mi korkuyorsun?”
Yusuf başını salladı:
“Gelirsin… Biliyorum…”
“Öyleyse neden bırakmıyorsun?”
“Lüzumu yok!Ne olursa olsun, artık seni hiç bırakmayacağım!”
Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti.
Şimdi ilk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının bu en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz, öldürmeye mecbur kalıyordu?…Niçin? Kimin için?…