Başkanlık görevine 1933'de başlayan Roosevelt, ABD'nin ilk engelli başkanıydı ama halkın önüne asla tekerlekli sandalyesiyle çıkmadı, hep ayakta duruyordu.
O gün Hitler bir başka gururluydu, Paris'in tadını çıkarıyordu. Hayallerindeki şehre sonunda ulaşmıştı. Ne sanat eserleri vardı burada. Louvre Müzesi zaten baştan aşağı yağmalanmalıydı. Tanrı aşkına, Mona Lisa gibi değerli bir tablonun Paris'te ne işi vardı? Mantık dışıydı, acilen Almanya'ya götürülmeliydi. Bu, kaşıkçı elmasını Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bir yerde sergilemeye benziyordu.
Şimdi Hitler'in çocukluktan beri hayalini kurduğu o Eyfel Kulesinin ve Fransız sanatının tadını çıkarma zamanıydı. Hitler önden yürürken, üst seviye Nazi subayları fotoğrafçıya sesleniyordu "Hey fotoğrafçı! Eyfel'i de al!"
SS'ler Polonya'ya girdiklerinde Polonya'da Yahudi sevmeyen insanlar için sanki bayram ilan edilmişti. Küçücük çocuklar bile "Güle güle pis Yahudiler" diye bağırıyorlardı.