Senan Kazımoğlu

Senan Kazımoğlu
@senankazimoglu
Hedef KIZILELMA herkese aşikar olsun
Kütüphaneci
Selçuk Üniversitesi Tarih Doktora Öğrencisi
Konya
Azerbaycan, 23 Şubat 1988
50 kütüphaneci puanı
91 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Günümüzün okumuş, idrak sahibi vatan evlatları, eğer milli hislere de sahip olmazlarsa; onların bize, yani öz halkına herhangi bir faydalarının dokunması hiçbir şekilde mümkün değildir. Aksine, böyleleri ancak, sapı kendimizden olan bir balta gibi, bizi derinlere inmiş köklerimizle birlikte kesip kurutma işine alet olacaklardır. Bu da, kendilerine büyük ümitler bağlanan vatan evlatlarının, yine vatanımızın ahalisini gömmek üzere, kendi elleriyle mezar çukurları kazdığı anlamına gelir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
O günlerin (1920) Altışehir'indeki, yani Uyguristan'ındaki Çin idaresi; sadece kâğıt üzerinde ve sözde devlet merkezi olan Pekin'e bağlı da olsa, Ortaçağ'daki Çin hanedanı devrinden kalma yadigâr bir heykel görünümündeydi. Görülüyor ki, her iki Türkistan'ın halkı da, bilinçsizlik ve bilgisizliğin koyu karanlığı yüzünden, böylesine müsait şartların da mevcut olmasına rağmen, bunlardan zamanında faydalanma yollarını bulamadılar. Önlerine kesin bir hedef koyduktan sonra, örgütlü bir şekilde işleri yürütmek için harekete geçecek bir kişi olsun çıkmadı. Oysa onların geleceklerini kendilerinden başka hiç kimse düşünmezdi. Çünkü bu biçare halk, hurafe karanlığına ve cehalet batağına bütünüyle batmışlardı
Yarkent ve Hoten vilayetlerine yerleşmiş durumda birkaç İngiliz vatandaşı da vardı. Bu sebepten, bu bahanelerle Kaşgar'da açılan Büyük Britanya Konsolosluğu uzun yıllar hizmet vermiştir. Bilinen bir gerçektir ki, İngilizler nereye adım atarlarsa, "medeniyetsiz" yerli halkla ilgilenmek için geldiklerini söylerler. Eğer bu söz hakikat olsaydı, onlar için Doğu Türkistan halkını Bolşevizm belasından kurtarma imkânlarını bulmak hiç de zor değildi. Ne var ki, insanlığa gerçek ilgiyi gösteren Peygamberimiz Muhammed'den (s.a.v.) ve onun hakiki ümmetinden olmayan birilerinin böylesine büyük bir şerefe erişmesi mümkün görünümündeydi.
Buradaki tarihî sözlerimi bugün Özbekistan adı verilmiş olan öz vatanım Uluğ Türkistan üzerine yazmam gerekirdi. Ancak, buralarda son günlerde olup biten ağır hadiseler, korkunç olaylar; dipsiz bir denizcesine tükenmez bir destan gibi olduğundan; geçici olarak da olsa bunları bir yana bırakıp, şu günlerde ejderhanın ağzına dayanan, bizden önce yutulma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Doğu Türkistan hakkında yazmayı daha uygun gördüm
Yaşım 80'e varıp, manevi ve fiziki güçlerim azalmaya başladı. İhtiyarlık yükü altında belim bükülürken, artık görünmeye başlayan milletimin yok oluş çukuruna yaklaşmasına dayanamadım ve gelecek nesillerimizin derdiyle, her türlü güçlüğe rağmen bu tarih kitabını yazmaya başladım. Kalemimden çıkan dertli sözlerim, adeta kanlı gözyaşım gibi bu kitabın sayfaları üzerine dökülmüştü. Bunun için kitaba "Türkistan Kaygısı" adını verdim.