İlk başlarda Şeker Portakalı’nın devamı gibi devam eden sonrasında Zezè‘nin büyüyüp ergenlik zamanlarına tanık oluyoruz. Artık daha zengin bir aileye evlatlık verilmiş, ama sevdiklerinden uzaktadır.
Gerçekten duygulu, hüzünlü bir o kadar da umutlu. İlk aşkı başarılı olduğu okulu vardır.
Zezè artık onun şeker portakal fidanı yerine gönlünde yaşayan cururu kurbağası var ve babası yerine koyduğu Maurice Chevalier gerçekten hayal gücünün ufkuna hayran kalıyorsunuz. Çok sürükleyici 1 günde bitirdim. Gözlerim dolu dolu oldu.
“Daha da büyük, başka bir güneşten bahsediyorum. Her birimizin yüreğinde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimiz uyansın diye göğsümüzde uyandırdığımız güneşten.”
"Unut, Zeze, bir işe yaramaz. Yavaş yavaş unutacaksın, unutacaksın, yeniden düşününce de her şey öylesine uzaklarda olacak ki artık hiç acı çekmeyeceksin.”
“Hayatta öyle çok şeye inanılır ki. Kişinin yüreğinde mutlu şeyler beslemesi her zaman iyidir.”
"Küçüğüm, hayat böyledir. İnsanlar hep çekip giderler. Yürek unuttuğundan ve pişmanlıklar öldüğünden değil. Bir takım şeyler, sevecenliğimizde kalmayı sürdürür hep. Ama insanlar gerektiği anda gitmek zorundalar.”