Zaman:
Yazar, aktüel zaman ve geçmiş zaman olmak üzere iki temel zaman dilimi kullanır. Bu iki zaman dilimi arasında geniş bir mesafe vardır. İki zaman dilimi de birbirinden kopuktur.
Hikâyelerin anlatıldığı zaman ile hikâyelerin yaşandığı zaman arasında kırk yıl vardır: "Onları kırk yıl sonra ilk defa görüyordum ama altısını da tek tek tanıdım. Saçları ağarmış ve dökülmüş, yüzleri kırış kırış olmuş bu yaşlı adamlar 'onlar'dı. Cafer, Adil, Abdülali, Koca, Cebrail ve Ağarahim idi."
Yazar, romanda kesin tarihlere yer verir. 1935 yılından bahseder. 1935 yılı yazarın doğum yılıdır. Yine 1941 yılından bahseder. Bu yıl, savaşın en hararetli dönemidir. Yazar 1944 yılına da romanında yer verir: "Bir defasında, 1944 yılının sıcak ve kurak güz günlerinden biriydi. Hanım teyze her zamanki gibi dik adımlarıyla sokağımızdan geçiyordu..."
Romanın baş kısmı aktüel zaman ile başlar fakat yazar, sonraki bölümlerde sürekli olarak çocukluk anılarını anlatır. Bu açıdan romanda "geriye dönüş tekniği" kullandığı görülür. Aynı zamanda geçmiş zaman hikâyelerinin içerisinde de geriye dönüş tekniği mevcuttur: "Bir defasında babam avludaki çardağın altına oturup çay içerken tekrar tekrar uzaklara baktı, bir müddet hiç konuşmadı, sonra bana dedi k: 'Bir vakit gelecek, göreceksin ki ihtiyarlamışsın... Yılların nasıl geçtiğini hiç anlamayacaksın...' O zaman babamın söylediği bu sözler bana çok uzak ve dumanlı bir gelecekten haber veriyordu..."
Yazar; romanda yer alan karakterleri anlatırken de geriye dönüş tekniğini kullanır, onların geçmişine değinir: "Anam, şimdi Şevket'in yaşadığı o iki odalı evde önceleri ziftçi Mirzagil'in yaşadığını, sonra ziftçi Mirzagil'in Merdekan köyüne göçtüğünü, bu evi de falan paraya Şevket'e sattıklarını anlatıyordu..."
Yazar, çocukluk anılarının hâricinde iki yılını