Sena

Sena
@senayavuzs
36 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Yakışmadı Tolstoy
Puan vermedi·128 syf.·
Beğendi
·
2023 8. kitabı
Kitap, adını Beethoven'ın Kreutzer Sonat'ından alır. Kitabın baş kahramanı Pozdnişev, yolculuk yaptığı trende diğer yolcularla sohbet etmeye başlar. Yolculuk boyunca, yanında kalan tek yolcuyla kadın-erkek arasındaki ilişkiye, cinselliğe, evliliğe, ahlaka dair fikirlerini paylaşır. Kitabı okuduğunuz esnada bu fikirlerin büyük çoğunluğu sizi yer yer irite edebilir. Çünkü Tolstoy'un ahlak anlayışı, özellikle yaşadığımız dönemin ahlak anlayışına göre daha katı kalıyor ki bu eser, içinde barındırdığı yobaz fikirleri sebebiyle Tolstoy'un aforoz edilmesine sebep olmuş. SPOİLER! Pozdnişev'in özellikle evlendikten sonra bakış açısının daha da katılaşması yani; aşktan nefret etmesi, cinselliği ahlak dışı bulması gibi sebepler onu adım adım karısının katili olmaya götürür. Özellikle kitabın sonlarına doğru kıskançlıktan gözünün dönmesi ve karısına karşı aldığı hayvansı tavrı canınızı bir hayli sıkabilir. Ayrıca Kreutzer Sonat'tan sonra Tolstoy'a karşı olan hislerinizde ve düşüncelerinizde de birtakım değişiklikler yaşayabilirsiniz. Kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Aklı başında biriyseniz Pozdnişev gibi katı fikirler besleyip etrafa nefret kusmaz, tam aksine nasıl bir kafa yapısına sahip olmamanız gerektiğini anlamış olursunuz. Ayrıca Beethoven'in Kreutzer Sonat'ını dinlemenizi de öneririm. Beste ve kitap arasındaki olağanüstü uyumu fark edeceksiniz.
Roman
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Can Yayınları · 201813,6bin okunma
Reklam
Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu Adlı Romanındaki Ad-Karakter İlişkisi
Puan vermedi·400 syf.·
2023 13. kitabı
Halit Ziya; romanı tanrısal bakış açısıyla kaleme alarak karakterlerin iç dünyasına girer ve romanda bu ruh hali tasvirlerine genişçe yer verir. Romanın geneline, karakterlerin fiziksel tasvirlerinden daha çok iç dünyalarının tasviri hakimdir. Yazar, sebep-sonuç ilişkisi içerisinde ve realist dikkatle tiplerin yaşam şekillerine, ruhsal durumlarına değinir. Karakterler ile onların isimleri arasındaki ilişkiyi ortaya koyar. Bazı karakterlerin -daha ön planda olanların- isimleri ve karakterleri arasındaki ilişkiler şu şekildedir: Bihter: Bu isim, "daha iyi, en iyi, daha fazla" anlamlarına gelir. Bihter, romanın merkezidir. O, her şeyin daha fazlasını ve daha iyisini arzulayan bir karakterdir. Konakladığı evden memnun değildir. Mütemadiyen daha iyi bir ev, daha güzel mücevherler, daha sosyetik bir yaşam hayal eder. Saadeti bu zengin yaşamda bulabileceğini düşünür. Benzemekten korktuğu annesiyle oturduğu evinde bir ömür sürmek, onun için dayanılmazdır. Bu ıstırap verici korkulardan uzaklaşmak için hep daha farklı bir yaşam hayal eder. Bu emellerine kavuşabilmek amacıyla Adnan Bey'in evlilik teklifini kabul eder. Aslında o, Adnan Bey'i değil de Adnan Bey'in sahip olduklarını arzular: "Bu haberin Bihter üzerinde sihirli bir tesiri olmuştu. Eniştesinin son sözü hissiyatını uyuşturan bir ahenkle kulaklarında titriyordu. O büyük yalının yegâne hâkimesi olmak!.." İzdivaç gerçekleşir fakat ne yazık ki Bihter, Mutluluğu Adnan Bey'in yalısında bulamaz ve hayal kırıklığına uğrar. Mutluluğun peşinde koşarken kendisini bir yasak aşkın içerisinde bulur. Bu aşkta ise sevilmeyi, saadeti arzular. Fakat yine mutsuzlukla karşılaşır ve böylece Bihter'in çöküşü başlar. Artık terkedildiğini anlayarak, kıskançlık içerisinde sıkışan ve intikam alma duygusuyla yanıp tutuşan Bihter’e dönüşmüştür.
Edebiyat
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Everest Yayınları · 201622,8bin okunma
Unutulmayacak bir insan
8/10
·72 syf.·
Beğendi
·
2023 1. kitabı
"Bana hayatın en zor iki dersini vermiş olan insanı unutsaydım vefasızlık olurdu: Bu derslerden birincisi dünyanın en büyük gücüne, paranın gücüne boyun eğmemekti; ikincisi ise tek bir düşman edinmeden yaşayabilmekti." Kitapta yer alan "Unutulmayacak Bir İnsan" isimli hikâye, yine kitapta yer alan diğer iki novelladan (Sahaf Mendel ve Görülmeyen Koleksiyon) çok daha etkileyiciydi bana göre. Kuşkusuz bunda, yaşanmış bir olay olmasının etkisi büyük. Bu olayı Zweig'ın yaşamış olmasının etkisi çok daha büyük. Hikâye, yazar ile Anton isimli, paraya değer vermeyen, para yerine dost biriktiren ve mutluluğu bu şekilde yakalayan otuz yaşlarında bir adam arasında geçer. Bir gün yazar, köpeğiyle birlikte bir yürüyüşe çıkar. Yürüyüş sırasında köpeğinin huysuzlandığını fark eder fakat sebebinin ne olduğunu anlayamaz. O sırada otuz yaşlarında, yoksul görünüşlü bir adamın yanlarında yürüdüğünü fark eder ve adamı dilenci zanneder. Fakat bu adam; az sonra köpeğini, ona rahatsızlık veren şeyden kurtaracak olan adamdır: "'İşte çıkardım,' dedi ve güldü, elindeki şeyi havaya tutup 'şimdi tekrar zıplayabilirsin köpekçik,' dedi." Yazar, bu iyiliği karşısında adama teşekkür etmek ister fakat teşekkür edemeden adam ortadan kaybolur. Yazar, bu olayı aşçısına anlatmaya karar verir. Adamın bir mesleği olup olmadığını sorar. Kadın, onun paraya ihtiyaç duymadığını ve bu sebeple mesleği olmadığını söyler: "Anton'un bir şey yapması gerekmiyor. İhtiyacı olan şeyleri insanlar ona verir. Anton parayı umursamaz. Onun paraya ihtiyacı da olmaz." Yazar, adamın nasıl bu kadar paraya ihtiyaç duymadan yaşayabildiğine anlam veremez ve onu biraz daha yakından tanımak amacıyla çatısını tamir etmesi için evine çağırır. Adam yazarın evine gelir ve çatıyı tamir edip çıkar. Adama ikinci kez teşekkür borçlanan
Edebiyat
Sahaf MendelStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202412,7bin okunma
Romandaki Zaman ve Mekân Unsurları Bakımından Bir İnceleme
9/10
·288 syf.·
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Zaman: Yazar, aktüel zaman ve geçmiş zaman olmak üzere iki temel zaman dilimi kullanır. Bu iki zaman dilimi arasında geniş bir mesafe vardır. İki zaman dilimi de birbirinden kopuktur. Hikâyelerin anlatıldığı zaman ile hikâyelerin yaşandığı zaman arasında kırk yıl vardır: "Onları kırk yıl sonra ilk defa görüyordum ama altısını da tek tek tanıdım. Saçları ağarmış ve dökülmüş, yüzleri kırış kırış olmuş bu yaşlı adamlar 'onlar'dı. Cafer, Adil, Abdülali, Koca, Cebrail ve Ağarahim idi." Yazar, romanda kesin tarihlere yer verir. 1935 yılından bahseder. 1935 yılı yazarın doğum yılıdır. Yine 1941 yılından bahseder. Bu yıl, savaşın en hararetli dönemidir. Yazar 1944 yılına da romanında yer verir: "Bir defasında, 1944 yılının sıcak ve kurak güz günlerinden biriydi. Hanım teyze her zamanki gibi dik adımlarıyla sokağımızdan geçiyordu..." Romanın baş kısmı aktüel zaman ile başlar fakat yazar, sonraki bölümlerde sürekli olarak çocukluk anılarını anlatır. Bu açıdan romanda "geriye dönüş tekniği" kullandığı görülür. Aynı zamanda geçmiş zaman hikâyelerinin içerisinde de geriye dönüş tekniği mevcuttur: "Bir defasında babam avludaki çardağın altına oturup çay içerken tekrar tekrar uzaklara baktı, bir müddet hiç konuşmadı, sonra bana dedi k: 'Bir vakit gelecek, göreceksin ki ihtiyarlamışsın... Yılların nasıl geçtiğini hiç anlamayacaksın...' O zaman babamın söylediği bu sözler bana çok uzak ve dumanlı bir gelecekten haber veriyordu..." Yazar; romanda yer alan karakterleri anlatırken de geriye dönüş tekniğini kullanır, onların geçmişine değinir: "Anam, şimdi Şevket'in yaşadığı o iki odalı evde önceleri ziftçi Mirzagil'in yaşadığını, sonra ziftçi Mirzagil'in Merdekan köyüne göçtüğünü, bu evi de falan paraya Şevket'e sattıklarını anlatıyordu..." Yazar, çocukluk anılarının hâricinde iki yılını
Roman
Ak DeveElçin · Ötüken Neşriyat · 2000366 okunma
Hayal-Hakikat Çatışmasının Romandaki Kişi, Nesne ve Kavramlarla İlişkisi
Puan vermedi·264 syf.·
2023 15. kitabı
Mai ve Siyah, temelde hayal-hakikat üzerine kurgulanmış bir romandır. Yazar, özellikle bu temayı çağrıştırma derdindedir. Hayal-hakikat çatışmasını, hayat sancısı çeken bir gencin (Ahmet Cemil) üzerinden vermeye çalışır. Karakterlerin arasındaki yaşam farklılıkları, düşünce farklılıkları, fiziksel farklılıklar ya da hayat şartları, gibi unsurlar hep hayal- hakikat üzerinden anlatılır. Ahmet Cemil: Ahmet Cemil'in hayallerinin ve hakikatin çatışması romanda oldukça geniş yer kaplar. Ahmet Cemil ve diğer karakterler arasında bir yığın farklılık vardır. Ahmet Cemil, daima hayalperest bir gençtir fakat hayatın gerçeklikleriyle karşı karşıya kalınca hayallerine ulaşamaz. Zengin olma hayaline de ünlü olma hayaline de aşkına da kavuşamaz. Her ne kadar bu kadar saplantılı hayallere sahip olup hayal kurmaya devam etse de sonunda hakikatle karşılaşır ve hep hakikat, hayallerine galebe çalar. Onun hayallerine karşılık hakikat bir duvar gibidir ve sanki hep onun hayallerine engel olmayı bekler. Renkler: Halid Ziya'nın romana da adını vermiş olduğu iki renk (mavi-siyah), hayal ve hakikatin temsilcileridir. Mai hayali, siyah ise hakikati çağrıştırır. Romanın genelinde Ahmet Cemil'in mai hayalleri ve hayatın karanlık gerçekliği hüküm sürer ve bu ikisi hep bir çatışma içerisindedir. Romanın başlarında, mai bir gece görünür ve bitişi de karanlık bir gece ile gerçekleşir. Baş karakterimiz romanın başında mai bir geceyi seyreder fakat romanın bitişinde derin düşünceler içerisinde, kapkaranlık bir geceyi seyreder: "Ta hulya hayatının başlangıcında, ümitlerinin incilası zamanında Tepebaşı Bahçesi'nde Haliç'e bakarak seyrettiği mai gece ile bârân-ı elması tahattur etti. Gözlerinin önünde o mai gece ile bu siyah gece tekabul etti: Mai ve siyah." Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi: Bu iki
Roman
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202434,7bin okunma