O genç adam elbette hatalar yaptı, elbette korktu, bazen tereddüt etti, belki düşünmeden fazla şeye bağlandı ama içindeki iyilik duygusunu, adanmışlığını hiç yitirmedi.
Ben de onların yaşındayken 'adam' olmak hayata atılmak istiyordum. Önce hayata atıldım. Fakat bunu nasıl yaptığımı bir türlü anlayamadım. (Bir durumdan başka bir duruma nasıl geçtiğimi zaten bir türlü kavrayamam. Meselâ, karanlıktan sonra birdenbire nasıl aydınlık olur, albayım? Siz hiç görebildiniz mi?) Herhalde bir süre, hiç kımıldamadan beklemeliydim; sonra hayata yavaş yavaş atılmalıydım.