Yaşamlarını gözden geçiren insanların çoğu etkileyici olaylar veya hayatlarını değiştiren felaketler yaşamış değildir. Onlar yalnızca, değişimi inanılabilir kılan topluluklara girmişlerdir. Bu topluluklar bazen tek bir kişiden bile oluşabilir.
Bir alışkanlık ortaya çıktığı zaman, beyin karar verme sürecine tam anlamıyla katılmaktan vazgeçer. Çok çalışmayı bırakır ya da odağını başka işlere kaydırır. Demek ki bir alışkanlıkla bilinçli olarak savaşmadığımız ve yerine yeni rutinler koymadığımız sürece eski patern (davranış kalıbı) otomatikman devam edecektir.
Tartışmayı bir süre alışkanlık hâline getiren ve insanların övgüsüne mazhar olan kişinin nefsinde izzet ve kabul görme duygusu yerleşir. Bu da helâke sürükleyen özelliklerin daha da güçlenmesine yol açar. Kibir, gazap, riyâ, makam sevgisi ve faziletleriyle üstünlük kurma afetleri birleştiği zaman insan bunları bir anda söküp atamaz. Bu sıfatlardan birisi ile mücadele etmek bu kadar meşakkatli iken hepsiyle nasıl mücadele edilsin!