Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. İnsanları her zaman duyumsanmayan hava gibi değerlendirmişti yalnızca, ama şimdi boğazı yalnızlıktan düğümlendiği için yalan söyleyip aldatsalar da insanların ne kadar önemli olduğunu, salt varlıklarından neler aldığını, onların rahatlığını, güvenini ve neşesini özümsediğini fark ediyordu.
Danton'un ölümü, hitabeti gibi ulvî ve senfonik oldu. Misilsiz bir vakar ve metanetle satırın başına gelen, Büyük İhtilâlin büyük sesi, cellâda millet adına emreder gibi, tane tane kelimelerle, hayatının şu son cümlesini söyledi:
"Başımı kestikten sonra halka göster; o buna değer!"
Niyyetim hidmet idi saltanat-ü devletime;
Çalışır hâsid-ü-bedhah acep nekbetime.
(Niyetim saltanat ve devletime hizmet etmekti ama ne iştir ki, kıskanç ve kötü dilekliler hep felâketime çalışır.)