Kuyucaklı Yusuf beni derinden etkileyen bir kitap oldu. Özellikle son bölümü okurken çok ağladım; böyle bir sonu hiç beklemiyordum. Olayların bu kadar trajik bir şekilde sonuçlanması beni hem şaşırttı hem de uzun süre etkisinden çıkmamı zorlaştırdı.
Muazzez’in annesinin zamanla böyle bir kadına dönüşeceğini, kendi kızına bu kadar ağır şeyler yaşatacağını hiç düşünmemiştim. Bu durum, romanda insanın çevresinin ve toplum baskısının bir kişiyi nasıl değiştirebildiğini çok çarpıcı bir şekilde gösteriyor.
Ali, Muazzez ve Yusuf’un yaşadıkları haksızlıklar, yalnızlık ve çaresizlik duygusu kitap boyunca içimi acıttı. Özellikle Yusuf’un adalet arayışı ve bu uğurda yaşadıkları romanın en sarsıcı yönlerinden biriydi. Sabahattin Ali, bu eserinde sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda toplumun bireyler üzerindeki yıkıcı etkisini de güçlü bir şekilde anlatıyor.
Bu kitap bana bazı insanların ne kadar iyi niyetli olursa olsun, yanlış ellerde ve adaletsiz bir düzende kaybolabildiğini gösterdi. Kuyucaklı Yusuf, okuduktan sonra uzun süre unutulmayacak bir eser.