Ben namaz kılmayan kimseyi tanımadım biliyor musunuz? Kılamayanlarla tanıştım hep. Namaz kılamıyor. Öyle olmuyor mu? Denk geliyorsunuz değil mi etrafınızda?
Namaz kılmıyorsun bir de yalana giriyorsun. Onun adı "Kılamıyorum" değil, "Ben Rabbimin vaadine itimat etmiyorum! Verdiği cennete güvenmiyorum! Ve O'nun (c.c.) emirlerine karşı çıkıp gitmiyorum!" desene delikanlı gibi. Ağır geldi değil mi? Namaz kılmayınca başka bir şey mi dediğimizi zannediyorsunuz? Bakın şeytan nereden yaklaştı, erteletmekten yaklaştı.
Bir yerden daha yaklaşıyor, eski hayatı günahkâr geçen insanlar, vardır öyle insanlar. Öyle insanlara şeytan şöyle yaklaşıyor: "Yahu arkadaş! Sen lağıma düşsen orayı kirletirsin! Rabbinin huzuruna nasıl gideceksin bu kadar kirle!"
Yahu kardeşim, O (c.c.) ümitsizliklerin ümidi değil mi? Bir de şunu merak ediyorum, başka gidecek yerin mi var? Ama şeytanın yaklaşmasına bak, "Yahu sen o kadar kirlisin ki, bu kadar kirinle Rabbinin karşısına nasıl gideceksin?" diyor.
Böyle bir düşünceyle amel etme! Başka gidecek bir kapı yok! Senin Rabbine gitmeye ihtiyacın var! Rabbinin sana ihtiyacı yok. Başka gidecek bir kapı yok, bunları net bilmemiz lazım.
“Abi sabah namazına kalkamıyorum" dedi. "Kardeşim alarm kuruyor musun?" dedim. "Yo kurmuyorum" dedi. Dedim "Sen vahiy mi bekliyorsun?" Lütfen mantığı anlayın.
Hani Cenab-ı Allah anında mukabele etmiyor ya.
Peki, sen neden "YGS icin, LYS için, KPSS için alarm kuruyorsun, baban posta koyacak diye kuruyorsun, arabanın muayenesi geçmesin diye kuruyorsun?" Sizce de komik değil mi? Hatta trajikomik. Çünkü bizim hayatımız namazlanmamış, böyle bir ehemmiyet, böyle bir önem yok bizim hayatımızda.
Mesela bana şu an, "şu an" diyorum lütfen cümlem yanlış anlaşılmasın, bana namaz farz değil. Neden? Çünkü ben vakit namazımı kıldım. "Şu an"ı kastediyorum.
Ama nefis ne yapıyor? Daha yatsıyı kılmamışsın, beş yıl sonraki teheccüdü düşündürüyor. Nefis çok kurnaz, bunlara mahal vermemek lazım. Yani bize usanç veren ölmeyecekmiş gibi yaşamakmış.