Allah'a iman etmek, kitaplarda yazanı okumak demek değildir. Her an görülüyor olduğuna iman etmek, inanmaktır. Şimdi beni boş bir kamera çekse, ben de o sırada günlük hayatıma devam etsem rahat olurum değil mi? Peki bir anda biri dese ki: "Kameranın arkasından Resulullah (a.s.m.) izliyor."
Ne yaparım?
Babası içeri girerken kendisine çeki düzen veren adam, Resulullah'ın (a.s.m.) onu izlediğini gördüğünde ne yapar sizce? Nasıl bir tavır değişikliği olur, nasıl teyakkuza geçer insan bir anda değil mi?
E şimdi ben de diyorum ki sizin de bütün sahnelerinizi Cenab-ı Allah izliyor. Ona ne diyeceksiniz?
Peki izliyormuş gibi yaşıyor muyuz? Hassasiyetlerimiz o ölçüde mi? Bir bayanla bile yan yana geldiğimizde "Aman arkadaşımdır yahu ne olacak?" mı diyoruz, yoksa; "İman ettiğim ve okuduğum Kur'an-ı Kerim'de bu yaptığım haram" mı diyoruz?
"Ama abi benim işim gücüm namazıma dahi mani oluyor, bildiğin gibi değil."
Senin namazına mani olan o değil, Rabbini tanımadığın için kaptığın iman zafiyeti hastalığın.
Bizdeki temel problem bu. Nasıl ki temeli atılmamış bir binanın kartonpiyerini yapmaya çalışmak saçmadır, balkonunu yapıp koymak ahmakçadır; Allah'ı tanımadan, nasıl bir Allah'a iman ettiğini bilmeden yaşamak da temeli atılmamış bina örneğiyle aynı şeydir.
"Saat beşte sabah namazı?"
"Kalkamam."
"Altıda patron?"
"Kalkarım."
Patronun mu daha kıymetli ve değerli, yoksa Rabbin mi?Hangisi?
İşe gitmezsen ne yok? Maaş yok. Doğru mu? Peki Rabbinin namazına gitmezsen bir cehennem olduğuna iman etmiyor musun? Etmeyenler için: "... 'Sizi sakara (cehenneme) ne soktu?' Onlar şöyle derler: 'Biz namaz kılanlardan değildik." (Müddesir Suresi, 42)
Günah olarak yetiyor. İmandan sonraki en önemli bahsi konuşuyoruz. Patronun için gidiyorsun. Rabbin için gitmiyorsun öyle mi? İşe giderim ama sana gelmem Allah'ım! Böyle olmuyor mu?
"İşe giderim ama sana gelmem Allah'ım! Senin vaadine güvenmiyorum! Cennet veriyormuşsun! Cennetine ihtiyacım mı var? Ben giderim on iki saat patronuma ciğerimi satarım! Ama sana bir saat bile gelmem!" diyorsun lisan-ı hâlinle... Farkında mısın? Bunu dediğinin farkında mısın? Her şeyi demek dilde olmaz. Günlük hayattaki fiziki hareketlerimize de "lisan-ı hâl" deniliyor.