Bazıları mal-mülk, bazıları para ve bazıları insan biriktirir. Kınamıyorum, ayıplamıyorum da ve hatta kendilerince haklıdırlar diye de düşünüyorum. Ama bazıları da var ki kitap biriktirirler. Her birinde bir başka dünya buldukları ve hatta bir başka dünyada oldukları, kıyamadıkları, bırakamadıkları ve paylaşamadıkları kitaplar...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kütüphanesine girdiğinde kitaplarına selam verenler, hiçbir kitaba elini abdestsiz değdirmeyenler, en güzel kıyafetlerini giyip de kütüphanesinin kapısından içeri giren insanlardan söz ediyor eskiler...
Ben ne vakit "değer mi bunca çileye?" diye söylensem kendi kendime ve ne zaman bir ateşin dumanı gibi ansızın ortaya çıkan, mantar gibi biten ve anlamsızca rağbet görenlere şahit olsam hep bu mesel gelir aklıma. Ama yine de insan işte! Şöyle geçer ve geçiyor içimden; etrafa bakınca iyi işler yapana değil, boş algı, iyi-kötü reklam ve her hâlükârda hatta ahlaksızca gündem olana "başarılı” diyorlar. Yazık.
Sonra "neden bunları düşünüyor, dert ediyorum ki?" diyorum kendi kendime. Hepsini geçip kalkıp demli bir bardak çay, dertli bir kitap alıp duvarlarını kitaplardan ördüğüm hücreme geçiyor ve siner gibi oturuyorum. Ve güzelleşiyor dünya...
"Gönül sinemde vardır,
Dünya gönlüme dardır”
Öyle bir hâl işte. Yorulsan da yürümeye devam etmek gibi bir hâl, yaşamak ve beklediğin çok fazla şey de yok aslında.
Kitapları insanlara tercih ettiğim gün ve sonrasında kaybettim sanırım bu mevzudaki kabiliyetimi ve "yeniden başlayabilirim" dediğim zaman da birkaç boy geride kaldığımı ve sadece gölgelere baktığımı anladım. Pişman değilim bundan zira bu bir tercihti ve her tercihte olduğu gibi bunda da nasip diye bir sır ve elbette olanda bir hayır vardı.