İşittim ki benim için ağlıyormuşsun,
Hâlâ adım düşmüyormuş dudaklarından!
Geçenlerde bir yolcudan beni sormuşsun,
Metrûk, ıssız bir manastır gibiymiş odan!
Çamlıklarda tek başına geziyormuşsun.
Göz yaşların anıyormuş eski günleri...
Ümidini siyah ufuklarda yormuşsun.
Sanmışsın ki, giden günler gelecek geri!
Artık elâ gözlerinin altı çürümüş,
Bahçendeki kuşlar gibi susmuş kahkahan!
Kalbini bir tûl mevsimin hüznü bürümüş...
Akşamları son yolcular geçerken kırdan,
Nazarların dalıyormuş yıllardan beri
Bir seyyahın bekleniyor gibi haberi!...