📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Binlerce yıl önce, birisi ateş yakmasını keşfetti. Herhalde insan kardeşlerine ateş yakmayı öğretti diye, o ateşte yakmışlardır onu. İnsanların korktuğu bir şeytanla işbirliği yapan kötü biri olarak görülmüştür. Ama ondan sonra, insanların ısınmak için, yemeklerini pişirmek için, mağaralarını aydınlatmak için bir ateşi olmuştur.
Onların düşündüğü korku, normal türde bir korku değildi. Somut bir tehlikeye cevap olarak doğan korku değildi. Hepsinin içinde yaşadığı, kaotik, itiraf edilmeyen bir korkuydu. Tek başlarına oldukları zamanlarda, keşke şöyle şöyle parlak sözler söyleseydim, diye düşündükleri, ama o sözleri bulup söyleyemedikleri için pişmanlık duydukları, o cesareti kendilerinden çalanlara karşı nefret duydukları anları hatırladılar. Kişinin kendi kafasında ne kadar bilgili ve güçlü olduğunu, ama o tablonun asla gerçeğe yansımadığını düşündüler. Rüya mı? Kendini kandırma mı? Yoksa cinayete kurban gitmiş bir gerçek mi? Doğmadan öldürülmüş. Korku, ihtiyaç, bağımlılık ve nefretin toplamı olan o paslandırıcı duygu bileşimi tarafından öldürülmüş.
Silahı ellerine ben verdim. Kendi gücümü, kendi enerjimi, kendi canımı verdim onlara. Koskoca bir ses yarattım, sonra da onların emir vermesine izin verdim. Yüzüme pancar yapraklarını atan kadının bunu yapmaya hakkı vardı. Ben olanak tanıdım bunu yapmasına. Her şeye ihanet edilebilir, herkes bağışlanabilir. Ama kendi büyüklüklerinin cesaretine sahip olmayanlar bağışlanamaz.