Kitabın son cümlesi buydu: Düşler boş oturtmaz insanı... Düş, inanç, sevgi, aşk, fedakarlık, mucize bu kelimeler etrafında dolanan bir kitabın son cümlesi ancak bu olabilirdi. O kadar güzel alıntılanacak yer vardı ki...
Kitabın konusundan kısaca bahsedeyim. Pilar adında bir genç kızın sıradan ve inancsız hayatına çocukluk aşkının bir anda dahil olması ve bir hafta içinde bambaşka bir insana dönüşmesin kendini bulmasını hikayesi aslında. Çocukluk aşkının 11 yıl önce düşleri için şehirden ayrılışı ve bir din adamı olup mucizevi özelliklere sahip olarak geri gelmesiyle Pilar'ın tekrar inanca bağlanmasını ve aralarındaki muhteşem aşkı anlatıyor.
Kitabın dili beklemediğim kadar akıcıydı. Ki ben çabuk sıkılan biriyim ama kitabı elimden bırakmak için çabaladım resmen. Kitapta merak duygusu da çok baskın. Ana karakterin ağzından dinlediğimiz için ve ana karakter de kadın olduğu için beni çok içine çekti sanırım. Paulo eserlerinde sürekli hristiyanlığa dair düşünceler ve hikayelerden bahsediyor. Bu kitapta da oldukça baskındı. Bu sebeple bazı noktaları okurken çok garipsedim. Ama farklı bir bakış açısı sonuçta ve insanız her şeye açık olmalıyız.
Kısacası çok dokunaklı, akıcı, anlamlı, aşk dolu ve Paulo Coelho ya çok yakışan bir kitaptı. Şiddetle tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar...