Ve ilk defa burada gelen bu fikir, onu hiç terk etmeyen bunaltcı bir hastalık oldu. ilk zamanlar, bunu tabii olarak düşünüp bu fikrin kalbine verdiği acılikları damla damla tadarken bir gün oldu ki yalnız kalıp rahat rahat onu düşünmek istemeye, hatta düşünmek için kendini zorlamaya kadar vardi; bu bir nevi ağır ağır intihar gibi, bir nevi zehirlenme gibi oluyordu. Her şeyın, ilk istek ve renklerin bolluğundan sonra yavaş yavaş bir yok oluşla hüzün ve ke dere, kasvet ve karanlığa gidişi onu damla damla öldüren bir uyușturucu gibi geliyor ve kendi buna kurban olduktan sonra bunun sadece kendisi için olmayip böyle umumi bir kanun olduğunu görmekten acı bir teselli buluyor garip bir keder sarhoşluğuyla kalıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendi tarzınızı saptamakta güçlük çekiyorsanız, aşağıdaki noktaları kılavuz olarak kullanabilirsiniz:
TAKİPÇİLER
huzursuzluğa, ilişkide daha çok birliktelik arayarak tepki verirler.
konuşmaya ve duyguları ifade etmeye büyük değer verir, diğerlerinin de aynı şeyi yapması gerektiğine inanırlar.
kendilerine yakın birisi biraz yalnız kalmak ya da ilişkiden uzaklaşmak istediğinde bunu kişisel bir şey olarak alıp kendilerini reddedilmiş hissederler.
onlar için önemli birisi araya mesafe koyarsa daha da çok takip eder ve ardından, soğuk bir tutumla içlerine çekilirler.
ilişkide kendilerine aşırı bağımlı ya da aşırı talepkâr gibi olumsuz etiketler yapıştırabilirler.
karşı tarafı, duygularla baş edemeyen ya da yakınlığa tahammül edemeyen birisi olmakla eleştirmek eğilimindedirler.
MESAFE KOYUCULAR
gerilim yükseldiğinde duygusal mesafe ya da fiziksel alan isterler.
kendilerini, kendilerine güvenen, özel hayatlarına düşkün kişiler olarak görürler; yardım istemektense, “kendi işini kendin yap” yolunu seçerler.
savunmasız, zayıf ya da bağımlı yönlerini göstermekte güçlük çekerler.
kendileri için önemli kişiler tarafından “duygusal açıdan erişilmez”, “kendini geriye çekiyor”, “duygularla başetmeyi beceremiyor” şeklinde damgalanırlar.
kişisel ilişkilerindeki huzursuzlukla, işle ilgili projelerini artırarak başetmeye çalışırlar.
işler yoğunlaştığında pes etmeyip çözüm bulmaya çalışmaktansa, ilişkiyi tamamen koparabilirler.
zorlanmadıklarında ya da izlenmediklerinde daha rahatça açılırlar.
YETERSİZ YÜKLENENLER
kendilerini bir türlü örgütleyemedikleri pek çok alan vardır.
gerilim altında daha da yetersiz hale gelir ve böylece, diğerlerini işleri devralmaya teşvik ederler.
ailevi ya da işle ilgili durumlarda gerilim arttığında fiziksel ya da duygusal semptomlar yaşama
Çocuklar ebeveynlerinin yaşamlarının niteliğini bir radar gibi sezer ve kendi yetersiz yüklenme davranışlarıyla farkına varmadan, onlara yardım etmeye çalışırlar. “Sorunlu çocuk” genellikle, ailesindeki bir sorunu çözmek ya da huzursuzluk yaratan konuların açığa çıkmasını önlemek için elinden geleni yapar.
Sarah, kendi benliğiyle yüz yüze gelmişti. Duygusal enerjimizi, toplumun bizi teşvik ettiği şekilde erkekler ve çocuklar üzerinde yoğunlaştırarak bu yüzleşmeden kaçınmak ne kadar da kolay, değil mi?
Birincil duygusal enerjinizi yetersiz yüklenen bir aile üyesine yöneltiyorsanız, o birey ortadan yok olduğunda tüm bu kaygı ve öfke enerjisinin nereye gideceğini hiç düşündünüz mü?