sonsuz bir uzaklıktan, yakınında çınlayan birtakım boğuk sözcükler geldiğini duyuyor, ama hiçbirini anlamıyordu. Ruhunda her şeyi bastıran bir çağıltı, içinde her duygunun söndüğü bir algı karmaşası vardı.
İçinde hâlâ acıyan bir yer vardı, ama iyi şeyler vaat eden bir acıydı bu, tamamen kapanmadan önce kabuk tutarken yanan yaralar gibi sıcak, ama yumuşak bir acı.