Bir şeyi başarıp başaramamızın, ne kadar çabalasak da sonuçta şansa bağlı olduğunu anladığımızda; yaptığımız ve yaşadığımız her şeyde, kendi önümüzdeki ve kendimiz için sürüklenen kumlar olduğumuzu anladığımızda; o zaman gurur gibi, yürek karası ve utanç gibi bütün o bildiğimiz ve övülen duygulara ne olacak?
Hayal kırıklığının kötü olduğu söylenir. Düşüncesizce varılmış bir önyargı. Hayal kırıklığı yoluyla değilse hangi yolla keşfedebiliriz neler beklemiş, neler ummuş olduğumuzu? Bu keşifte değilse nerede yatar insanın kendini tanıması? Hayal kırıklığı olmazsa insan kendisi hakkında aydınlığa kavuşur mu?