Serap

Serap
@serapyldz5
40 yılda geçse o his geçmez
Ne gözlerini, ne de gözlerinden İlmiye'ye akan duyguların şiddetini çekebildi... baktı öylece, hissettiği duyguların beraberinde getirdiği korkularla sarmalanmış sevgiyi hissetti. Çok isteyeceğini bildiği bir şeyi istemenin beraberinde getirdiği endişeyi hissetti. Kalbini hızlandıran bu narin bedenin varlığını her hücresinde hissetmiş olmanın verdiği şaşkınlığı hissetti... hissetti Orhan... daha önce hiç hissetmediği gibi. Aşkı ilk defa hissetti. O ilk aşkın hissi hiç geçer miydi?
Sayfa 381·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnsan her an ya doğmaya ya da ölmeye devam ediyordu. Her deneyimle birlikte yeni bir hal alıyordu... ta ki varlığı hayata hizmette bir yol olana kadar. Yaralandığında, yolundan saptığında, öz merkezinden uzaklaştığında karanlık gerekliydi insana, yüzleşmek, iyileşmek, öz yoluna dönmek, kendi merkezinde durmak için karanlık insanlar giriveriyordu hayatımıza, bizi silkeliyor, anlamaya hazırsak neyin daha önemli olduğunu bize hatırlatıyor ve özümüzü korumak için mücadeleye sokuyorlardı bizi.
Sayfa 376·Kitabı okudu
Karanlık da gerekliydi, ışık gibi. Çünkü bu karanlıktan gelmişti insan, beden karanlık bir suyun içinde hücre hücre dokunmuştu ve doğum, ışığa kavuşup duyu organlarımızın dünyaya açılması ile başlasa da, ana rahminden çıkınca bitmiyordu asla, an be an devam ediyor, ölene dek sürüyordu.
Sayfa 376·Kitabı okudu
Dini yasalardan ayırmakla yüzyılımızın devleti, insanlığı, tarihin bu kanlı sıkıntısından kurtarmış ve dine gerçek ve sonsuz bir taht olan vicdanı ayırmıştır. Kanunlar dine dayanırsa, vicdan özgürlüğünü kabul zorunda bulunan devletin, çeşitli dinlere girmiş vatandaşlar için ayrı ayrı kanun yapması gerekir. Bu durum, yüzyılımız devletinde, temel koşul olan siyasal, toplumsal, ulusal birliğe tamamen aykırıdır."
Sayfa 373·Kitabı okudu
Acıları yarıştırmanın hep yanlış olduğunu söylerim. Çünkü acı bir duygudur ve soyuttur. Fakir bir ailenin 5 yaşındaki çocuğunun elinden kaçan uçan balonu onun hüngür hüngür ağlamasına sebep olabilir. Çünkü o balonun hayalini kurmuş ve sonunda eline geçmiştir ve bu gerçekleşen hayali ellerinin arasından kayıp gitmiş, kendiside arkasından sadece bakmış, acıyla veda etmek zorunda kalmıştır. Bu onun için travmatik bir olaydır. Ama bizim gözümüzde "altı üstü bir balon bunun için ağlanır mı?" niteliğinde bir olaydır. Bu çocuğun yaşadığı olay çocuk sahibi olmak isteyen ve uzun uğraşlar sonucu hamilelik yaşayan, çocuğunu dünyaya getirme ve onu büyütme hayalleri kuran bir anne adayının bebeğini düşük sonucu kaybetmesine eşdeğer bir acı olabilir ve bence öyledir. Aynı ailenin çocukları olsak bile hepimizin hayatları ve duyguları yaşama şiddeti bambaşkadır. Kimse bir başkasının acısını küçümsemesin.
İnsan ve Duygular