“Beni neden geri getirdiniz?” dedi. “Size artık faydalı olmayacağımı söylüyorum. Heykelle yola devam etmenin başka bir yolunu bulmalıydınız. Ama bana bakarak üç gün kaybettiniz. Neden?”
Koç Hedge alaycı bir ses çıkardı. “Sen ekibin bir parçasısın, sapsal. Seni geride bırakacak değiliz.”
“Bundan da öte.” Reyna elini Nico’nun elinin üstüne koydu. “Sen uyurken, ben de epey düşündüm. Sana babamla ilgili olarak anlattıklarım… Bunları bugüne dek kimseye anlatmamıştım. Sanırım, bunları anlatabileceğim doğru kişi sendin. Yükümü hafiflettin. Sana güveniyorum, Nico.”
Nico şaşkınlıkla ona baktı. “Bana nasıl güvenebilirsin? Her ikiniz de öfkemi hissettiniz, en kötü hislerimi gördünüz…”
“Hey, evlat,” dedi Koç Hedge daha yumuşak bir sesle. “Hepimiz öfkeleniriz. Benim gibi tatlı birisi bile.”
Reyna sırıttı. Nico’nun elini sıktı. “Koç haklı Nico. Arada sırada içindeki karanlığı serbest bırakan tek kişi sen değilsin. Sana babamla ilgili olayları anlattım, sen de bana destek verdin. Acı deneyimlerimi paylaştın; sana nasıl destek olmayız? Bizler arkadaşız.”
Nico ne diyeceğini bilemedi. En derin sırlarını görmüşlerdi. Kim ve ne olduğunu biliyorlardı. Ama umurlarında değil gibiydi. Hayır… Daha fazla umurlarındaydı.
"rüzgar, yağmur, güneş ve kar tek bir insan tarafından evcilleştirilemez. tanrıları kızdırmamak için hiçbir ölümlü gökleri kontrol etme gücüne sahip olamaz."