Dokuzuncu yüzyılda yaşamış olan ünlü astronomi âlimi Ebû Abbâs el-Fergânî'nin Batı astronomisi üzerindeki etkisi kapsamlı ve derin oldu.Çağının en büyük astronomi eseri olan Kitâb fi hareketi's-semaviyye ve cevâmi ilmi'n-nucùm, gökkürenin dairevî olduğundan , kuzey ve güney kutuplarından ve dolayısıyla dünyanın sferik bir şekle sahip olduğundan bahseder. Batlamyus'un modeli üzerinde pekçok düzeltme yapan ve yeni bilimsel veriler ortaya koyan Fergânînin bu eseri, 1135'te John of Seville tarafından Latinceye tercüme edildi. Eserin İbranice tercümesi de yine bu dönemde yapıldı.
Dahası, Müslüman astronomlar ve coğrafyacılar, dünyanın yuvarlak kabul edildiği modeller üzerinde çalışmış ve alternatif hesaplamalar yapmışlardı. Asıl önemlisi, Müslüman bilim adamları bunu yalın bir bilimsel veri olarak ortaya koymuş ve farklı evren modellerine dinî-kelamî anlam yükleme ihtiyacı hissetmemişlerdi. Bu yüzden dünya-merkezli evren modelinden güneş-merkezli evren modeline geçiş Batı'da büyük bir teolojik krize sebep olurken, İslâm dünyasında bilimsel-kozmolojik bir mesele olarak ele alınmışve dinî-teolojik tartışmalara neden olmamıştır.
Dahası, Müslüman astronomlar ve coğrafyacılar, dünyanın yuvarlak kabul edildiği modeller üzerinde çalışmış ve alternatif hesaplamalar yapmışlardı. Asıl önemlisi, Müslüman bilim adamları bunu yalın bir bilimsel veri olarak ortaya koymuş ve farklı evren modellerine dinî-kelamî anlam yükleme ihtiyacı hissetmemişlerdi. Bu yüzden dünya-merkezli evren modelinden güneş-merkezli evren modeline geçiş Batı'da büyük bir teolojik krize sebep olurken, İslâm dünyasında bilimsel-kozmolojik bir mesele olarak ele alınmışve dinî-teolojik tartışmalara neden olmamıştır.
Moğolların, Bağdat'ta yaptığı talan ve katliam, tarih kaynaklarında hazin ve etkileyici bir dille anlatılır. Kadim Mezopotamya coğrafyasının ve İslâm medeniyetinin parlayan yıldızı Bağdat'ta binlerce insan kılıçtan geçirilir; mabedler, saraylar, evler, iş yerleri yerle bir edilir; kütüphaneler yakılır ve kitaplar nehre atılır. Moğol istilâsı sırasında Dicle'nin günlerce kan ve mürekkep renginde aktığı anlatılır. Haçlıların 1099'da Kudüs'te yaptığı yıkım, 1258'de Bağdat'ta bu sefer Moğolların eliyle tekrar edilir.
Hakikat merkezli tarih ve kültür okumalarının en açık seçik ifadelerinden birini, Müslümanların ilk filozofu kabul edilen Kindî'de buluyoruz:
Hak bilirliğin gereği olarak bize düşen, hakiki ve ciddi konularda kendilerinden büyük ölç0de yararlandıklarımız şöyle dursun, basit ve küçük ölçüde yararlandıklarımızı dahi karalamamaktır.. Özellikle şu husus bizce ve dilimizi konuşmayan bizden önceki seçkin felsefecilerce çok iyi bilinmektedir ki, ne bir kişi ne de bir topluluk kendi çabasıyla gerçeği tam olarak kuşatabilmiştir. Çabaları sonucunda bunlar ya gerçek adına bir şey elde edememişler, ya da gerçekle kıyaslanınca çok az şey elde edebilmişlerdir. Fakat her birinin gerçek adına elde ettiği o azıcık bilgiler bir araya toplanınca büyük bir değer oluşturmuştur. O halde bize gerçeği büyük ölçüde getirenler bir yana, onu azıcık olarak ulaştıranlara da şükür borcumuz büyük olmalı... Bir kimsenin ömrü ne kadar uzun, çalışması ne kadar ciddi ve yoğun, fikri de ne kadar ince olursa olsun, zaman olarak kendisini kat kat aşan bu birikimi hayatı boyunca elde etmesi mümkün değildir... Nereden gelirse gelsin, ister bize uzak ve karşıt milletlerden gelsin, gerçeğin güzelliğini beyan için gerçekten daha değerli bir şey yoktur.