İki Şehrin Hikayesi adlı romanı almamdaki sebep şuydu: Bu roman dünya çapında neden bu kadar üne sahipti? Her okuyanda farklı bir izlenim bırakmasının sebebi neydi? Bunlara alternatif bir cevap aramak için kitabı büyük bir merakla okumaya başladım. Charles Dickens ele aldığı eserde Fransız Devrimi’nden hareketle toplumun yaşadığı büyük kaotik durumu okura sunmaya çalışıyor. Eşitlik,adalet ve özgürlük temalarının yoğun olarak hissedildiği satırlarda Charles Dickens dönemi Paris ve Londra şehirlerinde devrimden öncesi ve sonrası olacak şekilde bir aile üzerinden vermeye çalışmış. Kitabın sayfalarını çevirdikçe o dönemi ilmek ilmek içinizde hissediyorsunuz…giyotin cezaları,suçsuz yere ölen bir sürü insan,idamlar,yıkımlar hepsiyle baş başa bir süreç içerisinde kalıyorsunuz. En nihayetinde bu roman içerisinde saklanmış çok güzel ama bir o kadar da hüzünlü bir aşk hikayesi de mevcut. İhtilal’in arasında kalmış ve giyotinle burun buruna kalmış bir aşk! Romanı bitirdiğimde sorduğum sorulara cevap bulmuştum. Evet bu roman kendinden seneler sonra da söz ettirecek bir eserdi.