Bir Çin atasözü der ki ; ''Sanıkların ikisi de zenginse hakim istifa eder. Biri zengin diğeri fakirse zengin kazanır. İkisi de fakirse adalet yerini bulur.''
Geçmişin geçmiş olması için,zamanın geçmesi yetmez.Bir toplumun bugünüyle dünü arasına bir çizgi çekebilmesi için,varsayımsal sınırın bir tarafına onurunu,kendine olan saygısını,kimliğini yerleştirebilmesi gerekir;yakın zamanda gerçekleştirilmiş bilimsel icatlara,inandırıcı ekonomik başarılara,başkalarının hayranlığını kazanmış kültürel ilişkilere ya da askeri zaferlere sahip olması gerekir.
"Dinsel üzüntü hem gerçek üzüntünün dışavurumu,hem de bu üzüntüye karşı çıkıştır.Din ezilen insanın iç çekişi,kalpsiz bir dünyanın kalbi,ruhsuz bir dünyanın ruhudur.Din halkın afyonudur."(Marx)
Bir ülke çökerken,her zaman oradan başka bir ülkeye göç etmeyi deneyebilir insan;buna karşılık,bütün dünya tehdit altındaysa,gidecek başka yer kalmaz.Hem kendimiz hem de gelecek kuşaklar adına,gerilemeye boyun eğmek istenmiyorsa olayların akışını değiştirmeye çalışmalıyız.
Meşrutiyetin olmayışı,her insan toplumu için,bütün davranışların çığrından çıkmasına neden olan bir tür yerçekimsizlik halidir.Hiçbir yetke,hiçbir kurum,hiç kimse gerçek manevi inandırıcılığa sahip olmadığında,insanlar da bunun sonucunda dünyanın,en güçlü olanın borusunun öttüğü ve her şeyin mübah sayıldığı bir çengel olduğunu düşünmeye başladığında yalnızca şiddet,cinayet,zorbalık ve kargaşa baş gösterir.