Akıl sahiplerine benzemeye çalış ki onlardan olasın. Kendini şerefli olmaya zorla ki şerefe erişesin. Bil ki; herkes kendisini nereye koymuşsa oradadır. İbn Hibban
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir hadisi kudsîde : "ALLAH :  "Seni kendi nurumdan, diğer şeyleri de senin nurundan yarattım. buyurmuştur. Tarihler 1996 yazını gösterirken Kuş adasına bir gazeteci gelir işini icra etmek ister hakkı ile görevini yapan insanlar mutlaka kendisini tebessümü ile belli eder siz onları alınlarındaki iz ile tanırsınız Alnında secde izi bulunan insanlar ahlâkını peygamberimizden alırlar Allah hepimizi o şerefe eriştirsin erdeme ulaştırsın inşAllah amin gazeteci arabaya gaz doldurur fulle ustam sana zahmet der Ve Kuş Adası söke arasında bulunan dilek adası milli parkına doğru yola çıkar burada avcıların vurduğu leşlerini yerde bıraktığı yaban domuzlarının fotoğrafını çeker kimisi domuz eti kimisi kul hakkı peşindedir ve objektifler doğal güzellikleri çeke dursun gazeteci Allahın yarattığı en kıymetli nesne biri vakit diğeri akıldır fakat vaktini ziyan eden çok aklını kullanan nedense hiç yoktur Vakit zayi olursa geri gelmesi hiç mümkün değildir diyen gazeteci civar köylere yola çıkar objektifini insana çevirir fakat tarih 1996 yazı yer dilek milli parkıdır halk anız yakımına başlamıştır Akılsızlıkmı diyelim takdiri ilahimi uyarımı ilahi ikazmı küçük bir kıvılcım binlerce cana mâl olur o yıl 4 bin 500 hektarlık milli servetimiz kül olmuştur yanan küller arasında kirpiler kaplumbağalar nice canlar vardır onlarda evladımız değil mi yanan can bizim
Duygu ve Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
DİK DURAN DİK DÖRTGEN
Soframdaki siyah zeytin gibiydi, kalbimdeki yerin. Dipsiz bir kuyu kadar derin! Kuytu bir yatak kadar serin! Çocukluğum kadar saf, gençliğim kadar uzak! Kalbime saplanmış kemik saplı bir bıçak! Her istasyonda bir hayat, her köyde bir bucak! Dünyaya gelmek, başlı başına tuzak! Çok yaban gezdim ben. Çok yoruldum. Hiç bilmediğim yerlerde hiç girmediğim evlerde uyudum. Hiç tanımadığım yataklarda uyandım. Hiç anlamadığım dillerde şarkılar dinledim. Hiç tanımadığım kadınlarla dans ettim. Sabahını bilmediğim gecelerde, kafayı çektim. Hiç bilmediğim dostlarım oldu benim. Hepsine şerefe dedim Geri vitesim olmadı benim hiç! Gittiğime dönmedim geri. Dokuz köyden geçtim ben! Bulamadım bir mezar yeri! Vasiyetin ne diye sorulursa, vaziyetimi bilmeyenler tarafından. Olmazda bir ihtimal, doğduğum yerde ölürsem. Dikine kazsınlar mezarımı. Hani dik duran dikdörtgen gibi. Babamla dedemin ara yerine. Mezar taşı falanda istemez! Başım dışarda kalsın. İsteyen görsün alnımın ak olduğunu. İsteyen tükürsün yüzüme! YILMAZ TİZGÖL/M0SKOVA/16 06 2020
Şiir
Denge Arayışı ama pek bulamayış
Kendimi az çok bildim bileli pek dengem yoktu ama genelde aşırılık vardı. Ve bu ne olursa olsun. (: Üzülmek, sevinmek, umut, karamsarlık vs. hep en uçlarındaydım. Bir sınırdan sonrasında ise yine az halim yoktu: Hiçlik vardı. :) O yüzden arası bozulduktan sonra konuşabilen ya da yüz yüze bakabilen insanlara hep şaşırırdım açıkçası. En kötüsü: Yüz yüze gelmek zorundayken dahi onların hiçbir şey olmamış gibi davranabilmeleri. Yüzsüz olabilirler saygı duyuyorum ama ayıbı ya da hadsizliği olmuş olan insanların telafisiz nasıl hayata devam ettiği de meraklarım arasındaydı. Çünkü ben cansız zannedilen eşyalarda dahi bir telafi arayışındaydım. Ki o tarz insanlar genelde sıradan da değil, sözde bize değer verenler oluyor. Ve bir çöp gibi hatta ondan da değersiz muamele gösteriyorlardı, şaka gibi. O kadar mide bulandırıcı ve iğrenç geliyor ki yüzleri hayatımda görebileceğim en tiksinç şey gibi geliyor ve cidden yüzümü buruşturuyordum. Kendimi "dengesiz", "ayarsız" vs. diye nitelendirdiğimde sonralar da asıl sorunun "normal" olarak ele alınmışlar olduğunu gördüm. Benim vicdanım bir olumsuz yüzde veya ses tonunda dahi beni uyutmaz: Kafamı koyup gözden geçirirken belki yoğunluktan arka plana attığım şey "Şuna şöyle yaptın ve haksızdın. Düzeltmedin ki nasıl uyuyacaksın, uykunda ölüp ölmeyeceğin bile belli değilken nasıl uyuyup ertelemeyi göze alırsın? Kendine yakıştırıyor musun, Allah seni her an gözetirken bu yanlışını görmediğini mi sanıyorsun? Düzelt sonra ne yaparsan yap." şeklindeydi. Dışarıdan çok ters, dediğim dedik, umursamaz, donuk, gıcık, belki ruh hastası modumdayken dahi dikkatli olmaya çalışırdım: Belirdiğim bir standartlık durumu vardı ve yabancı olan herkese o modu yansıtırdım. Sanırım ölçüyü nadiren başardığım en güzel olaylardan biri de bu. Biraz saldırgan
Duygu ve Düşünce
O zaman şerefe;)
Benim seni sevmeyi bırakamayaşım ve senin beni sevmeyi beceremeyeşin arasında hayatımızı ne güzel mahvettik...
Aşk
İnananlara selam olsun..
Mehdi a.s gelmeden önce kabir ehli iyi ki biz buradayız dünya ehli orada diyecek. Mehdi a.s geldikten sonra keşke biz onların yerinde olsaydıkta bu şerefe biz de nail olsaydık diyecekler.