duru

Aradığımız Lilith’e ulaşılamıyor…
5/10
·%66 (80/120 syf.)·
80. Sayfada bıraktım. Lamia’yı Lilith ile özdeşleştirmek Lilith’e ve onun taşıdıklarına bir hakaret gibi. Kitabın ana kurgusu çok güzel düşünülmüş fakat içi boş geldi ne yazık ki. Habil ve Kabil’in hikayesi ve Lilith’le ilgili mitler zaten derinliği olan hikayeler bunlar çıktığında geriye bir hiç kalıyor ki zaten kurguyla birleşme şekli de eksik. Karakterler suretine büründürülmek istendikleri karakterlere benzemiyorlar. Kargalarla bağlantıyı çözemedim biraz gotik olsun, karanlık dursun diye eklenmiş gibi. Arkasını ve girişini okuyunca çok heyecanlanmıştım çünkü görmek istediğim insanoğlunun büründüğü rollerin farkında olan, sadece tezahürünü değil gölgesini de kabullenmiş gerçekten Lilith’e benzeyen derin bir karakterdi. Aynı şekilde Habil ve Kabil’in hikayesinde olduğu gibi kardeşlerin arasındaki o yeşerden düşmanlığı, Kabil’in kıskançlığını derinleşmiş bi şekilde görmek isterdim. Zaten kitap tüm bunları layığıyla işlemek için çok kısa. Fakat kendi adıma 80 sayfanın bile zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim.
LilithEsra Pekin · Sel Yayıncılık · 2022517 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu durumda ise durulup oturamıyorum; vahşi, beni ölüme kadar sevecek, aşkın ölüm kadar güçlü olduğuna inanacak ve ebediyen benim tarafımda bulunacak birini istiyorum. Beni mahvedecek ve benim tarafımdan mahvedilecek birini istiyorum. Sevgi ve muhabbetin birçok biçimi var, bazı insanlar birbirlerinin adını bilmeden bütün hayatlarını birlikte geçirebilirler. Ad vermek zor ve zaman alan bir süreçtir; özlerle ilgilidir, güç demektir. Ama vahşi gecelerde sizi evinize kim çağırabilir? Sadece adınızı bilen kişi. Romantik aşk cep kitabı biçiminde sulandırıldı ve binlerce ve milyonlarca sattı. Bir yerlerde hâlâ özgün halinde, taş tabletlere yazılı. Denizleri geçerdim ve güneş çarpmasına tahammül ederdim, sahip olduğum her şeyi verirdim ama bir erkek için değil, çünkü onlar mahveden olmak istiyor, asla mahvedilen değil. Bu yüzden de romantik aşka uygun değiller. İstisnalar var ve umarım mutludurlar.
Bu antik şehir taştan ve henüz yıkılmamış taş duvarlardan yapılmış. Cennet gibi o da nehirlerle sınırlanıyor ve muhteşem hayvanlar içeriyor. Çoğunun başı var. Eğer kuyulardan su içersen, ki çok kuyu var, ebediyen yaşayabilirsin; ama şimdiki halinle ebediyen yaşayacağın konusunda garanti yok. Mutasyon geçirebilirsin. Sular sana iyi gelmeyebilir. Sana bunu söylemezler. Bu şehre kaçmak için geldim. Şehir tırmanacak ve tırmanacak ve desenlerine şaşıp kalarak tepeden görünen manzarayı hayal ederken gittikçe daha da hızla tırmanacak kulelerle doludur. Tepede keskin bir rüzgâr vardır ve her şey öylesine uzaktadır ki neyin ne olduğunu söylemek imkânsızdır. Bunu tartışacak kimse de yoktur. Kediler itfaiyeye güvenebilir, Rapunzel de saçı nedeniyle şanslıydı. Yeniden toprakta oturmak güzel olmaz mı? Ben bu şehre kaçmaya geldim. Eğer cin içinizde pusuya yatmışsa, sizinle birlikte seyahat eder.
"Kalsan ne olurdu?" Peygamber yerine papaz olabilirdim. Papazın kelimeleri önceden belirlenmiş bir kitabı vardır. Eski kelimeler, bildik kelimeler, güç sahibi kelimeler. Hep yüzeyde olan kelimeler. Her durum için kelimeler. Kelimeler işe yarar. Yapmaları beklenen şeyi yaparlar: Rahatlatır ve disipline sokarlar. Peygamberin kitabı yoktur. Peygamber yabanıl kalabalıkta bağıran, her zaman anlama dönüşmeyen kelimelerle dolu bir sestir. Peygamberler bağırır, çünkü cinler onlara musallat olmuştur.
Anneni en son ne vakit gördün?" Buna nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum. Ne düşündüğümü biliyorum, ama kafadaki kelimeler, su altında sesler gibidir. Tahrif olurlar. Yüzeye vururken kelimeleri duymak hassas bir iştir. Bir banka soyguncusu gibi kasayı açmadan önce küçük klik seslerini dinleyip durmalısınız.