Yoksa niye ve nasıl sevdiğini hiç düşünmeden ülkesini de, Kürtlüğünü de severdi. İnsan ülkesini niye sevmesin, severdi işte. Niye anneni seviyorsun diye hiç sorulur muydu, bu da öyle bir şeydi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
'"Ayna zamandır kızım. Ayna yaşayana lazımdır. Hayatla kavgası olanların aynaya ihtiyacı olur. Kadın niye bunca aynaya bakar? Hiç düşündün mü?
Bu soruyu o an beklemiyordu. Zihni kendi hayalet yüzüyle meşgul olduğundan bocaladı.
"Evet, ben de düşünmüş, bu soruyu sormuştum kendi kendime.”
"Peki, cevabın ne oldu?"
"Doğrusu hiçbir cevabım olmadı. Zaten en büyük çıkmazlardan biri de; peşine düştüğüm sorularin içinde kaybolmamdır. Bulamadığım cevaplarn mezarlıklarında dolanıp durdum. Öyle hayata dair yanıtlarım kalmadı."
Bilge kadın, durup uzun uzun bakmıştı. Sonra tekrar aynaya dönmüştü yüzünü:
Çünkü kadın, hayatın kendisi olmaktan alıkonulduğundan bu yana onunla hep sorunu olumuştur. Yaşamın kendisi olamıyorsan,
onu yenmeye kalkışırsın. Onu mağlup etmek ise zamanı mağlup etmek demektir. Eh, kadının bildiği tek savaş aracı kendisi olunca
neye yönelir; kendisindeki zamanı durdurmaya... Aynaya her baktıklarında, zamanın onları geçip geçmediğine, yenip yenmediğine
bakarlar aslında. En büyük korkularına bakarlar. Oysa aynaya her baktıklarında suretlerinin yani zamanlarının bir parçasını da bıraktıklarını bilmezler."