Serhat

“Şu örnek çarpıcı olacaktır; çıkan kavgaların birinde (boykot), faşistler saldırırlar. Öcalan bir yandan taş atar, diğer yandan arkadaşlarını korur. Tam bu sırada hapis arkadaşlarından biri olan Doğan Fırtına gözüne çarpar. Fırtına, 74 affıyla yeni hapisten çıkmıştır zaten. Fırtına, başından bir darbe almış; başı kanıyor. Bunu gören Öcalan hemen koşar. Fırtınayı alıp uzaklaşır. Bir eczaneye götürür. Fırtına’nın başını sararlar hemen. Daha sonra ikisi Siyasal’ın kavgalarla ünlü bahçesine giderler. Bir daha kavga çıkar ve bu sefer Fırtına’nın başına biri demir bir çubukla vurmak ister. Bundan sonrasını Fırtına anlatıyor: "Bunu fark eden Öcalan atıldı ve demiri vuran adamın elini tuttu." Demir, adamin elinden yere düşer ve demiri tutan bu elin yönü hiç bitmeyecek bir arkadaşlığa döner. Öcalan, Fırtına’yı ve annesi Leman'ı her zaman sevgiyle anar. El, Platon'un deyimiyle, dışarıya uzanan beyin, o günden beri kardeşliği anlatır.”
Sayfa 176 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Reklam
“Xecikê’nin kılamlarından biri Şeyh Said kıyamıyla ilgilidir. Öcalan kılamları can kulağıyla dinler. Kimseden ses seda çıkmaz. Kılamın bir yerinde Şeyh Said'in asılması anlatılır ve birden Öcalan boğulacak gibi olur, ağlamaya başlar... Geceleyin uyuduğu yerde iki defa uyanır, su içer.”
Sayfa 161 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Çubuk, Öcalan için bir hayal kırıklığıdır. Burada Öcalan’ın hayal ettiği Kürt kolu daha hareket etmeden kırılmıştır. O günden sonra kendine cesaret etme Öcalan ve çevresinde bir ahlaki duruş olarak gelisir. Öcalan yıllar sonra bile "Kendisini gerçekleştiremeyenler bizimle dost olamaz" der.
Sayfa 160 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
“…bu tarihte insanlar Kürt bile demiyor, Kürt sorunu denildiği zaman tüyler diken diken oluyor. Cemil Bayık’ın deyimiyle bu tarihlerde Kürt sorunu dünyanın en ağır sorunudur ve "Kürdistan'a sahip çıkmak dünyayla savaşmak demektir.”
Sayfa 147 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
“Öcalan’ın arkadaşlık arayışlarında kadim bilgiyi günümüze taşıma telaşı belirir ve burada Gılgamış Destanı’ndan doneler toplar, sorular çıkartır. Gılgamış, Homeros'un İlyada ve Odysseia’sindan bin üç yüz yıl kadar önce yazılmıştır. Destan arkadaşlık, sevgi, gurur ve şerefin, serüven ve ölümün yanında ölümsüzlük isteğine dayanır. Gılgamış kendisi ve başkaları için (ölümlüler için), ölümsüzlüğün tek yolunun büyük işler yapıp kalıcı anıtlar yükseltmekten geçtiğini dile getirir. Tek şeyden yola çıkar Gılgamış hayat değerlidir. Bu yüzden Gılgamış, ölümün verdigi umutsuzluğa karşı savaşır. Yaşamak için insan neye değer vermeli, neleri seçmeli gibi sorular sorar ve bu sorularla insan tercihlerini yapar. Sonuç ya özgürlük, ya da köleliktir. Tercih insana kalmıştır. Bu yüzden Gılgamış bildik destanlarda karşımıza çıkan diger kahramanlar gibi alışıldık biri değildir; tek amacı vardır: Bilgi. Bunun için tek şey gereklidir: Cesaret. Kaderine ulaşmak için aradığı vasıtalar elindedir: azim, sabır, direnme gücü. Son kertede Gılgamış, fiziksel tehlikelere karşı koyarak ölümsüz olamayacağını öğrenir. Gılgamış üzülür, ama direnci kırılmaz. Gılgamış bundan sonra insan ebedileştirecek yollar arar ve bu arayışla bundan sonraki kahramanların atası olur. Gılgamış’ın soru ve sorunlarını kabul etmeden, bir destan daha yazılmaz. Kendisiyle yapılan söyleşilerde Öcalan destanın üzerindeki etkilerini dile getirir ve destanın sunduğu arkadaşlık bildirisine hayran kaldığını söyler: "İnsanın ilk ortaya çıkış özellikleri, en saygı duyduğum, en hayran kaldığım özelliklerdir. Benim için Gılgamış Destanı, onun arkadaşlığı, günümüzün mevcut en büyük ittifaklarından daha değerli, daha doğal ve daha samimidir." Açıktır. Öcalan Gılgamış’ı ilişkilerine kadar indirir. Öcalan’ın ilk arkadaşları, Öcalan’ın
Sayfa 135 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Reklam