“Öcalan’ın arkadaşlık arayışlarında kadim bilgiyi günümüze taşıma telaşı belirir ve burada Gılgamış Destanı’ndan doneler toplar, sorular çıkartır. Gılgamış, Homeros'un İlyada ve Odysseia’sindan bin üç yüz yıl kadar önce yazılmıştır. Destan arkadaşlık, sevgi, gurur ve şerefin, serüven ve ölümün yanında ölümsüzlük isteğine dayanır. Gılgamış kendisi ve başkaları için (ölümlüler için), ölümsüzlüğün tek yolunun büyük işler yapıp kalıcı anıtlar yükseltmekten geçtiğini dile getirir. Tek şeyden yola çıkar Gılgamış hayat değerlidir. Bu yüzden Gılgamış, ölümün verdigi umutsuzluğa karşı savaşır. Yaşamak için insan neye değer vermeli, neleri seçmeli gibi sorular sorar ve bu sorularla insan tercihlerini yapar. Sonuç ya özgürlük, ya da köleliktir. Tercih insana kalmıştır. Bu yüzden Gılgamış bildik destanlarda karşımıza çıkan diger kahramanlar gibi alışıldık biri değildir; tek amacı vardır: Bilgi. Bunun için tek şey gereklidir: Cesaret. Kaderine ulaşmak için aradığı vasıtalar elindedir: azim, sabır, direnme gücü. Son kertede Gılgamış, fiziksel tehlikelere karşı koyarak ölümsüz olamayacağını öğrenir. Gılgamış üzülür, ama direnci kırılmaz. Gılgamış bundan sonra insan ebedileştirecek yollar arar ve bu arayışla bundan sonraki kahramanların atası olur. Gılgamış’ın soru ve sorunlarını kabul etmeden, bir destan daha yazılmaz. Kendisiyle yapılan söyleşilerde Öcalan destanın üzerindeki etkilerini dile getirir ve destanın sunduğu arkadaşlık bildirisine hayran kaldığını söyler: "İnsanın ilk ortaya çıkış özellikleri, en saygı duyduğum, en hayran kaldığım özelliklerdir. Benim için Gılgamış Destanı, onun arkadaşlığı, günümüzün mevcut en büyük ittifaklarından daha değerli, daha doğal ve daha samimidir." Açıktır. Öcalan Gılgamış’ı ilişkilerine kadar indirir. Öcalan’ın ilk arkadaşları, Öcalan’ın