Serhat

“Öcalan'in tek sosyal aktivitesi harçlığını biriktirip sinemaya gitmesidir. Günün birinde dayısı Süleyman'a "Sinemaya gidelim,” der. Dayı, yeğenini kırmaz, o zamanlar meşhur olan yazlık sinemaların birine giderler. Film "dövüşlüdür." Dayının deyimiyle "harpli bir filmdir." Filmin sonlarına doğru "fakirler dayak yer" ve Öcalan buna dayanamaz, kendini öyle bir filme kaptırmıştır ki, dayısına "Bu fakir adamları öldürdüler. Sopa getirelim, biz de onlara arka çıkalım, günahtır" der. Dayı gülümser.”
Sayfa 83 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Öcalan'ın hayvanlarla kurduğu ilişki salt kuş avlamak, zararlı yılanları temizlemekle sınırlı değildir. Güvercinleri de vardır. Onlardan dersler çıkarır. Ama ders vermekten de geri kalmaz. Günün birinde güvercinlerinden biri gider. Öcalan bakar ki komşunun güvercinleriyle birlikte uçuyor. Bir, iki, üç derken güvercin sürüsünü bırakır. Öcalan bunu yediremez kendine, güvercini ihanet içindedir. Bir süre sonra güvercin yere iner. Öcalan tutar onu, tüylerini yonar (çıplak bırakır), dama çıkartır ve ona, hadi uç der. Öcalan’ın güvercin -beyaz ve alaca- sevgisi hep olmuştur. Şam’da kaldığı sırada evinde pek çok güvercin vardı ve bu güvercinlerin suyunu, yemini eliyle verir, bundan büyük keyif alırdı.
Sayfa 77 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Öcalan evin büyüğüdür, ama ettiği kavgalarda önce annesine güvenir, hüngür hüngür ağlar. Ağlamak şantaj değildir. Ağlamak, beni koru demektir, beni savun. Ama Üveyş hanım gözyaşlarına bakmaz, "himaye etmek yerine, ya gidip intikamını alırsın, ya da seni bu eve koymam" der.' Bu toprağın bilgeliğidir. Sen toprağı sürmezsen, toprak otlarla seni sürer! Çünkü oğul, temizin yegâne yeri ve annenin tek güvencesidir. Bu yüzden oğul kirlenemez (dövülemez). Tersi durumlarda, anne oğlunun elini tutup dayak atan aileye-çocuğa gider. Tarla insanın bedenidir; kalbi ve beyni burada yeşerir ve ruh burada biçim alır. Üveyş hanım, bazen biriyle kavga ettiğinde ya da kendisine karşı Öcalan bir kabahat işlediğinde ise şunu yapar: Öcalanı alıp ahıra koyar. Bu onun uygulama yeridir. Ya burada, önüne gelene razı olacaksın ya da sen buradan çıkacaksın.
Sayfa 56 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Bütün mesele insanın çocukluğuyla barışık olmasıdır. Çocukluğuna ihanet eden kimseler Öcalan için, büyüyünce başta kendi değerleri olmak üzere bütün hayata ihanet ederler. Bu yüzden Öcalan kendini hep ‘çocuk kalan bir adam’ olarak tanımlar: "Ben 44 yaşında bir çocuğum." Bu, şu anlama gelir: Öcalan çocuk hayallerine, özlemlerine ihanet etmeden büyümüştür.'
Sayfa 59 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Çocukluk
Öte yandan Öcalan köyden ayrılırken arkasına bakar; insanlara korka korka, hatta biraz da çekinerek göz atmış; içinden köye ‘sana bir daha dönmeyeceğim’ diyerek, eklemiştir: 'Senden ayrılmaya cesaret ettim.
Sayfa 64 - Alfa Kitap·Kitabı okuyor
Ayrılık