Serhan Kurt

Swinburne..
“Bunca şevkle tutunmaktan hayata, Serbest kalmış korkudan, ümitten, Kaçar ve şükrederiz tanrılara; Bu lütuf geldiyse hangisinden. Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez Ölü adam hiçbir zaman dirilmez En yorulmuş nehir bile dinlenmez Denize ulaşmadan salimen. ”
Sayfa 477·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Toplumun değer yargısı ne yazık ki hiç değişmemiş.
Para akıyor, şöhret akıyor, Martin edebiyat dünyasında kuyrukluyıldız gibi parlıyor; ancak yarattığı heyecanla pek alakadar olmuyor, daha ziyade eğleniyordu. Kendi aklının almadığı, farkına varsaydı dünyanın da şaşıracağı küçük bir şey vardı. Gerçi dünya, Martin'e devasa bir muamma gibi gelen o küçük şeyi bilse şaşırmaz, tersine onun şaş- kınlığına hayret ederdi. Yargıç Blount, Martin'i yemeğe davet etmişti. İşte o küçük şeyin, daha doğrusu yakında asıl mesele haline gelecek olan önemsiz şeyin başlangıcı buydu. Halbuki Yargıç'a hakaret etmişti Martin, ona berbat muamele etmişti; yine de sokakta karşılaşınca adam onu yemeğe davet ediyordu. Halbuki Martin, onunla Morse❜ların evinde birkaç kez karşılaştığını, ama yemeğe davet edilmediğini hatırlıyordu. Neden o zaman davet etmemişti, diye soru- yordu kendine. Kendisi değişmemişti. Aynı Martin Eden'dı. Aradaki fark nereden kaynaklanıyordu? Kendisi tarafından kaleme alınan yazıların kitap halinde piyasaya çıkmasından mı? Halbuki kitaplar, vaktiyle kendisinin yazmış olduğu eserlerin sunumuydu sadece. Yeni yaptığı bir şey değildi. Tam da Yargıç Blount'ın genel görüşe uyarak Spencer'la ve zihin gücüyle dalga geçtiği zamanlarda yazılmıştı. Demek ki Yargıç kendisini yemeğe davet ederken gerçekten ona değer vermiyor, sadece kafasında kurguladığı bir kıymetlendirme esasına göre davranıyordu.
Sayfa 433·Kitabı okudu
1000Kitap

Serhan Kurt

, bir kitap okudu
10/10
·520 syf.··
95 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2023 20:20
·
2023 5. kitabı
Jack London
8.9/10 · 134,9bin okunma
Hayatta ilk kez borçlarını düşünmeyi reddetti. Odasında on beş-yirmi sente esaslı bir kahvaltı hazırlayabileceğinin farkındaydı. Ama bunun yerine Forum Cafe'ye gidip iki dolarlık kahvaltı ısmarladı kendine. Garsonun eline bir çeyreklik bahşiş tutuşturup bir paket Mısır sigarasına da elli sent verdi. Ruth bırakmasını istediğinden beridir ilk kez sigara içiyordu. Artık bırakması için bir neden göremiyordu; içmek istiyordu çünkü. Hem paranın ne önemi vardı ki? Beş sente bir paket Durham tütünü ve esmer kâğıt alıp kırk sigara sarabilirdi... de ne olacaktı? Para, o anda alabileceği şeyler dışında hiçbir şey ifade etmiyordu. Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Sayfa 408·Kitabı okudu
1000Kitap
tekerrür?
“On üç koloni başlarındakileri atıp Cumhuriyet adını verdikleri bir yapı oluşturdu. Artık köleler, kendilerinin efendisiydiler. Artık tepelerinde kılıcıyla duran bir efendileri yoktu. Ama illa bir efendiniz olacak yoksa yaşayamazsınız; böylece yeni efendiler çıktı içinizden: Büyük, asil ve güçlü adamlar değil, kurnazlıklarıyla örümcek ağı gibi her tarafı saran tüccarlar ve tefeciler. Sizi tekrar köle yaptılar. Ama açık söylemek gere- kirse, dürüst ve asil adamlar gibi kollarının gücüyle değil de, gizliden gizliye, örümcek ağı yöntemiyle, yalan dolanla, tatlı dille kandırarak. Köle yargıçlarınızı satın aldılar, köle vekillerinizi baştan çıkartıp doğru yoldan saptırdılar, şimdi de çocuklarınıza kölelikten çok daha ağır bir dehşeti dayatıyorlar. Bugün sizin çocuklarınızın iki buçuk milyonu, her gün Birleşik Devletler'in tüccar oligarşisi için ter döküyor. Siz kölelerin on milyonu uygun bir evde oturmuyor ve yeterli beslenemiyor.
Sayfa 384·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam