Bir ülkenin tüm coğrafi, politik, ahlaki, entellektüel eğilimlerinin, bir halkın tüm doğal niteliklerinin toplandığı bir huniyi andıran ve uygarlığın kuyuları olarak anılabilecek bu kentler, adeta ticaretin, sanayinin, çalışan nüfusun dehanın, bir ulusun yaşam tarzında, özünde, ruhunda yer alan her şeyin yüzyıllar boyunca hiç durmaksızın damla damla süzülüp biriktiği göletlerdir.