Böcek metaforuna değinmek istiyorum öncelikle, bence çok başarılı bir buluş! Toplumda ezilmek, yok sayılmak, “insan yerine” konmamak, hele ki aile tarafından, aşağılık görülmek başka nasıl iyi bir benzetmeyle anlatılabilirdi? Dönüşüm gerçekleştikten sonra en yakınındaki insanların ona iğrenç bir varlık olarak bakıp da yardımcı olmak için harekete geçmemeleri iyi bir ipucu veriyor zaten okura, neden böceği seçtiğine dair. Gregor iğrenç bir böcek ve odaya kitlenerek herkesten bu utanç da gizlenmeli. Oysa Gregor aynı Gregor, dönüşen sadece bedeni. Daha bir önceki güne kadar sokaklarda çalışarak para kazanmaya çalışan aynı canlı, aynı Gregor Samsa! Yaşadıkları trajik durumlar silsilesi.
Romanda güzel bir başka konu, dönüşüm gerçekleştikten sonra Gregor’un aileyle olan ilişkisi ya da ailenin Gregor ile ilişkisi. Derdi hala çaresizce işe gitmek olan Gregor’un iç duygusu, dünyadaki varlığı, saygınlığı, ailesinin sevgisini hak etmesinin tek yolunun işe gitmek olduğuna inanması… Babanın ölümcül iktidarı altında sürdürülmüş bir hayatın akabinde böceğe dönüşen bir beden ve odaya kilitlenip istenmediği ayyuka çıkan bir karakter Gregor. Aile içi totalitarizm konusunda da önemli diyaloglar yaşanıyor tüm roman boyunca.
Küçük burjuva çevrelerdeki aile yapısını da temel karakterler üzerinden görüp, aslında kapalı kapılar ardında dışardan göründüğü kadar “mükemmel” ilişkiler olmadığı kitapta verilen güzel çatışmalardan bir başkası.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,6bin okunma
“Topoğrafya verilerini orta holograma aktarıyorum,” dedi Akrep. Orta hologramda rastgele noktalar belirmeye başladı ve sonra bu noktalar birleşerek Rusthas’ın üzerinde olduğumuz kısmın üç boyutlu haritasını oluşturmaya başladı. Şimdi altımızda uzanan dağların, ovaların, nehirlerin ve denizlerin üç boyutlu halini hologram üzerinde görebiliyorduk. Maqlaan eliyle hologram üzerindeki yükseltilerden birini gösterdi. “Kırk dokuz bin metre mi?” diye sordu şaşkınlıkla. “Dünya üzerindeki Everest ile kıyaslarsak...”
“Bu kıyaslama Everest’in hoşuna gitmezdi,” diye araya girdim. “Bu dağın yüksekliği Everest’in beş katından bile daha fazla.”