Garibim; her taraf bana yabancı
Dertliyim; çekinme, doldur be hancı
İlk önce kımıldar hafif bir sancı
Ayrılık sonradan, kor yavaş yavaş
Ben de bir resmi var, yarısı yırtık
On yıldır evimin kapısı örtük
Garip, bir de sarhoş oldu mu artık
Bütün sırlarını, der yavaş yavaş
İşte hancı, ben her zaman böyleyim
Öteyi ne sen sor ne ben söyleyeyim
Kaldır artık, boş kadehi neyleyim,
Şu bizim hesabı, gör yavaş yavaş
agmet Ahmet Kutsi TecerGönül Penceremde Şairler Geçidi
Gönül Penceremde Şairler Geçidi Sarı saçlarını deli gönlüme
Bağlamışlar çözülmüyor Mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban
Yar deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban
Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düşürür dile
Seneler asırlar değişse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban
Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk deyince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut çizilmiyor Mihriban
Boşa bağlanmamış bülbül gülüne
Kar koysam köz olur aşkın külüne
Şaştım kara bahtın tahammülüne
Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban
Tarife sığmıyor aşkın anlamı
Ancak çeken bilir bu derdi gamı
Bir kördüğüm baştan sona tamamı
Çözemedim çözülmüyor Mihriban.
Abdurrahim Karakoç
Gönül Penceremde Şairler Geçidi Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Özdeöi Özdemir Asaf
Annesinin şehrinde dolaşıyor
İnsan nasıl ölebilir,
Yaşamak bu kadar güzelken? diyerek
Yankılanıyor sesi Meram'da bağlarca
Çocukluğunu arıyor Konya sokaklarında
Fazıl Hüsnü Dağlarca Hasan Ukdem
Biz sevda mevsiminde doğmuşuz
Gönlümüzün gözü hep çiçekte
Çiy olur yapraklarından damlarız
Biz meyveden çok çiçek seven,
Bir gül için ömür yakan,
Pervane gibi adamlarız.
Hasan UKDEM Hasan Ukdem