Bu dünyayı emperyalistler kurdu. 1945'te Roosevelt, Churchill ve Stalin, Rusya'nın Kırım bölgesinde Yalta Limanı'nda bir araya gelip “Yeni Bir Dünya" tasarladılar. Sözde insanlık artık huzur, barış ve saadete kavuşacaktı. Bu süreçle başlayan soğuk savaş, 1989'da komünizmin iflası ve Sovyetlerin dağılmasına kadar neredeyse yarım asır devam etti. Fakir ülkeler daha fakir, zengin ülkeler daha zengin oldu. Gelir dağılımı adaleti gittikçe bozuldu. Açların, işsizlerin sayısı arttı. Milyonlarca insan izdırap çekti.
Siyasi bakımdan Filistin, Keşmir, Kore, Vietnam başta olmak üzere sürekli savaşlar ve silahlı çatışmalar devam etti. İnsanlığın üzerine bir kâbus gibi çöken bu devir esnasında Batılılar hep “Biz insanlığa saadet getireceğiz ama ne yazık ki komünizm var, Sovyetler var, soğuk harp var, bundan dolayı hizmetimizi yapamiyoruz.” dediler durdular. Nihayet 1989'da Komünizm iflas etti ve Sovyetler dağıldı. O günden bugüne uzun yıllar geçti.
Bu son dönemde bir yandan ekonomik alanda geri kalmış ülkelerin dış borçları ve bunun için ödedikleri faizler korkunç seviyelere ulaştı. Diğer yandan ise başta bazı Müslüman Körfez ülkeleri olmak üzere savaşlar yoluyla birçok ülkenin ekonomileri büsbütün bozuldu.
Yeryüzüne barış geleceğine, tam tersine çatışmalar gittikçe arttı ve yeryüzünün her yanına yayıldı. İran-Irak Savaşı çıkartıldı, Körfez Savaşı körüklendi, Somali'de yerli halkı ezmek için Somali işgal edildi. Bosna, Çeçenistan ve Azerbaycan'da tarihin görmediği katliamlar yapıldı ve birçok Müslüman ülkeye haksız ambargolar konuldu. Adım adım bütün dünya sömürüldü ve küresel egemenlere itaat etmeye mecbur hâle getirildi. Böylece "Yeni Dünya Düzeni” adı altındaki tek kutuplu bir tahakküm ve sömürü düzeni gerçekleştirilmeye çalışıldı. İşte olaylar bütün açıklığıyla gözler önünde