Şerif ERTAŞ

Şerif ERTAŞ
@serif_ertas
memur
Rize
Diyarbakır, 20 Mart 1992
15 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
“Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olanlar, önce gönüllerinde ve zihinlerinde yol almak zorundadırlar. Evvela, “Bu yolu ben nasıl aşarım' korkusundan kurtularak yola çıktıklarında görürler ki, yol ne kadar zor olursa olsun bir müddet sonra aşılmış, yürünmüş ve hedeflenen yere gidilmiştir. İşte o zaman yüreklerinde, aslında engellerin zannedildiği kadar zahmetli olmadığına ve bütün sıkıntılı yolların aşılabileceğine dair bir iman doğar.” Davam, Necmettin Erbakan
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Güneş doğduğunda nasıl karanlıklar yok oluyorsa dünyamızdaki her türlü baskı, zulüm ve haksızlık da inananların çalışmalarıyla yok olacaktır. İnanıyorsanız en üstünsünüz. Zafer ise elbette inananlarındır ve zafer vakındır. İşte bizim davamız budur. Ne mutlu bu hak davada canla başla koşanlara.
Bir insanın tek başına bütün bu hizmetleri yapmasi mümkün olmadığına göre, hep birlikte ve teşkilatlı çalışmak mecburiyetindeyiz. Bunun için disiplin ve ciddiyet şarttır. Teşkilatın her kademesindeki çalışmalarda tertip, düzen ve disiplini sağlamak zorundayız. Tertipsiz, düzensiz ve disiplinsiz bir çalışma asla sonuç getirmez.
Abdülhâkim Arvasi Hazretlerini, insanları irşat etmesin, şuurlandırmasın diye, önce başka beldelere sürmek istediler. Ancak, görevini orada da yapar, insanlara cihat şuuru aşılar diye, hafiyeler eşliğinde bir eve kapattılar. Gözetim altında olmak şartıyla haftada bir hava almak için evden dışarı çıkmasına izin veriyorlardı. Bir gün dışarı çıktığında evinin önünde pazar kurulduğunu gördü. O sırada cahil bir köylü o nur yüzlü adamı görünce kim olduğunu merak edip sordu. “Abdulhâkim Arvasi” dediler. Bunun üzerine hafiyelerin arasından sıyrılarak, o mübarek zatın önüne geçti: “Çok perişan hâldeyiz, şu ümmete dua et!" dedi. Arvasi Hazretleri, ona baktı. Sonra pazar yerinde bulunan insanları işaret ederek: “Erişilmeden dua edilmez, edilse de kabul olmaz." dedi. Onun için dertsiz ve İslam'dan uzak bir hayat yaşayan halka ne kadar dua etsek de fayda etmez. Bu yüzden İslam düşmanları, cihadın muhteviyatını anlamamıza ve uygulamamıza engel olmak için ellerinden geleni yapmaktadırlar. "Efendim biz cihat edeceğiz ama engel oluyorlar.” diyorlar. Elbette olacaklar. Tarihimizden biliyorlar ki cihat şuurumuz uyanırsa kurdukları bâtil düzenleri tamamen yok olacaktır.
Siyonizm, diğer ibadetlere karışmıyor, ancak sıra cihada gelince mani olmak için her şeyi yapıyor. Bütün gücünü seferber ediyor. İstediğin kadar namaz kıl, oruç tut, ona karışmıyor. Ama devlet nizamına, devlet yönetimine gelince İslam'ı sokmuyor. Bunun için 200 yıldır irtica kampanyası yapıyor. Müslümanları sadece namaz kılan birer köle haline getirmeye çalışıyor. O hâlde biz ne yapacağız? Hukukta bir kural vardır: “En kuvvetli delil düşmanın şehadetidir." diye. Mademki düşman en çok cihattan korkuyor, o zaman biz de en çok cihada sarılacağız. Aksi hâlde dünyada zaten ezildiğimiz yetmezmiş gibi bir de ahiretimizi de kaybederiz. Bu durumda cihattan başka hiçbir çare de yoktur.)