Nihayetinde, kütüphanenin boyutu önemlidir. Bedbaht bahaneler ve sahte mütevazılıklarla sergilenirler göz önüne, serilmiş devasa bir beyin misali. Sırf ziyaretçilerinin kütüphane raflarındaki kitaplara hayran hayran bakabilmeleri için mutfakta kahve hazırlama işine kasten uzatan bir filoloji bir profesörü tanıdım.
Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur. Kitaplar, sanki asla geri dönemeyeceğimiz bir anın tanıkları gibi, bir ihtiyaç ve unutkanlık anlaşmasıyla tutunurlar insana.
Belki Carlos Bruner’in hikayesine eklenen-müthiş-gökyüzü, kum ve rüzgar Rocha kıyılarına, araba camlarıyla ve ne zaman birileri kitaplarıma övgü düzse yaşadığım o korkunç panik hissi ile birleştirdi zihnimde.
Büyükannem ne zaman yatakta kitap okuduğunu görse bana "Bırak şunu, kitaplar tehlikelidir" derdi. Yıllarca bunu onun cehaletine verdim, ama zaman Alman büyükannemin bilgeliğini kanıtladı.