Ne tuhaf, gözlerim bile bunca sadakatsizken;anımsayınca anlıyorum Kamran'ı. Korkunç zordu beni sevmek. Ve ben buna yalnızca birinin gücünün yeteceğini seziyordum. Ama o istemedi beni.
Mektubunu aldım. Bilsen nasıl bahtiyarım. Her bir kelimeni ezber ettim. Seviyorum Feride, elinin değdiği kağıdı, kaleminden damlayan mürekkebi, yürüdüğün yolları, baktığın yeri, umudunu, umutsuzluğunu, sana dair her şeyi seviyorum.
Kalp dediğin bilir imkansızlık şiirini. Bilir de;ya gözlerim? En yaralı yerim benim. Gözlerim gözlerinsiz kalınca ben sabahı nasıl ederim? Kararmaz mı bütün dünya? Ya nasıl öğreteyim sendeki imkansızlığı ellerime? Bir an bile kavuşmayan ellerimiz nasıl da yıkmakta bunca şeyi? Ne tuhaf. Oysa benim başım en çok senin göğsüne yakışırdı. Başım ki, tam omzuna yatmalıktı. Ben artık bu yetim başla hiçbir hayale ağlayamam. Sonra boynum ki dalından düşen bir yaprak. Mevsimsiz sürgün yedim senden ayrı bir ömüre doğarak. İnsan yalnız kalbiyle sevmez ki unutmaya ilk oradan başlasın. Unutmak kör kuyu. Unutmak dipsiz karanlık. Ah, ah. Nereden başlamalı seni unutmaya bilmem ki. Senden başladım unutmaya kendimi. Desem ki ne aşk, ne imkansızlık,ne ayrılık. Olmak istemiş de olamamış bir erik sancısı bizimkisi.
Sanki her şey yolundaymış gibi, sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki sensiz kalmamışım gibi güneş doğuyor; ay batıyor. Her gün sıcak ekmek çıkarıyor karşıki fırın. Mektepte dersler devam ediyor. Tuhaf işmiş doğrusu ayrılık dedikleri. Kan revan içindeyiz ikimiz de, ama kimse ölmüyor. Nefes alıyoruz ama kimse yaşamıyor. Cambazlık yapmak gibi bir şey bu sensizlik. İçin kan ağlasa da yüzün gülüyor. Bak Kamran, ellerimi bırakarak da sensiz olabiliyorum.
Bir ayrılığın ilk günleridir henüz. Sanki Allah'ınız minicik avuçlarınızın sıkıştırdığı onu sevin notuyla birlikte bu dünyanın avlusuna terk etmiştir sizi. Anne karnından sökülmüş bebek gibisinizdir. Neyi ne yapacağını bilmeyen, öyle çaresiz, öyle kimsesiz, öyle muhtaç.. Mayasında böylesi büyük bir sevgi olan bu dünyada bunca ayrılık niye Yarabbi? İlk günleridir ayrılığın. Mühendisler mimarlar işi gücü bırakmış da sanki hayatla aranıza camdan duvarlar örmüş gibidirler. İşi yuva yapmak, bahçesinde çocuklarınızın koşturacağı evler inşa etmek olan bu adamları şikayet etmeli, meslekten attırmalı. Yok yok. Sevmiyor hiç kimse sevenleri. İlk günleridir ayrılığın. İlk gözlerinizden ölürsünüz,sonra hayallerinizden ve sonra ciğerlerinizden ölürsünüz. Kalbin ayrılıkla pek alakası yoktur. Yaşıyormuş taklidi yapmada ustadır kalp. Akşam yatıyorum sen, sabah kalkıyorum sen. Aklımdan hiç çıkmıyorsun ki Feride'm. Ölüyorum, gençliğim ağardı ölüyorum usul usul, haberin var mı?