Evet,elbette özlüyordum. Babamı özlüyordum. Büyükbabamı özlüyordum. Ve annemi de. Ama son üç yıldır onlara olan özlemimi bastırmayı başarmıştım. Sonra bir kızla tek bir gün paylaşmıştım. Bir gün. O parkta, kayıp giden bulutların altında uyuyuşunu seyrettiğim ve kendimi uykuya dalacak kadar huzurlu hissettiğim bir gün. O dazlaklara kitap fırlatmasının ardından birlikte sokaklarda koşarken elimi tek bir vücut haline gelmişiz gibi nasıl da sımsıkı kavradığını hala hissedebiliyordum. O eşi benzeri olmayan cömertliğinden faydalandığım gün; mavnayla yaptığımız gezi, dürüstlüğü, hem korkusunu hem de cesaretini belli etme arzusu. Bana kendini olduğu gibi teslim etmiş ve karşılığında ben de ona benliğimin sahip olduğunu bile bilmediğim yönleriyle teslim olmuştum. Ama sonra gitmişti. Ve ben bu boşluğun onun tarafından doldurulduğu güne dek ruhumun aslında ne kadar boş olduğunu fark etmemiştim.